HAZRETİ MUAVİYE
R.A HAKKINDA
Malumunuzdurki,
bazı şaşkınlar Hazreti Muaviye’n,n r.a. hakkında ileri geri konuşurlar, dil
uzatırlar. Evvela bir ehli sünnet olarak bilmemiz lazım gelen şeylerden en
önemlisi, bütün ashabı sevmek ve hayırla yâd etmektir, hiç birinin hakkında
sü-i zan beslememektir. Zira bu, imanımızın gereğidir. Ashabı sevmek, onların
sahibi olan Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’i sevmek demektir. Onlardan
birine dil uzatılırsa, onun sözlerini ve rivayetlerini de lekelemiş olur ki, bu
durumda dinden bazı kısımları noksanlaştırmış olur, bu da dinsizliğe inkara
gider. Allah muhafaza eylesin.
Hazreti Muaviye
r.a, Efendimizin sallallahu aleyhi ve sellem vahiy katibi idi. Babası Ebu
Sufyan r.a. Mekke’nin fethinden az evvel müslüman oldu. Ebu Sufyanın hanımı
Hind r.anha, malumunuz Hazreti hamza’nın r.a. şehid edilmesi için Vahşi’ye r.a.
çok meblağ teklif etmişti. Bütün bunlardan sonra hidayet nasib olup ashab
oldular ve “Allah onlardan razuı, onlar da Allah’tan razı” ayetine
muhatab oldular.
Muaviye r.a. ın
kızkardeşi, yani Hind ve Ebu Sufyan’ın kızı Ümüm Habibe r. Anha Efendimiz sallallahu
aleyhi ve sellem’in zevcesi oldu, yani mü’minlerin annesidir.
Bu aile bu kadar
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e yakın iken, başkaları çıkıpta dil
uzatırsa, herhalde onun dilini sağlam bırakmazlar…
Hazreti Muaviye
r.a. Hazreti Ömer zamanında Şam’a vali tayin edilmiştir. Orda büyük başarılar
elde etmiş ve halka kendini sevdirmiştir. Hazreti Osman r.a şehid edilince,
hılafet sırası hazreti Ali’ye gelmişti. İlk zamanlarda hazreti Ali r.a.
otoriteyi sağlamlaştırıp katilleri bulamadı. Vakit uzayınca Osman’ın r.a.
akrabaları kısas yapılmamasından şkayetle ayaklandılar. Bunlara Hazreti Aişe
r.anha validemiz de katıldı. İş sacaşa kadar gitti. Hazreti Ali r.a. onları
yendi.
Bunun üzerine
işe Muaviye r.a. dahil olup kısasın yapılmasını talep etti. Yine katiller
bulunamadığından kısas yapılamıyordu, yani islamın önemli bir hükmü
uygulanamıyor ve muhalifler, burdaki noksanlığı halife olan Hazreti Ali’ye r.a.
nisbet ederek kendi ictihadlarıyla ayaklandılar. Yeniden tartışmalar alevlendi,
yapılan savaşlarda iki taraftan birinin kesin üstünlüğü olmayınca neticede iki
halife ortaya çıktı. Şamda hazreti Muaviye r.a, Kufe’de hazreti Ali r.a. Ehli
sünnete göre hak Hazreti Ali’nin r.a. dir, hak halife Ali’dir. Muaviye r.a. ve
yandaşları ictihad hatasındadırlar, fasık veya sapık değillerdir.
İmamı Rabbani
k.s. bu hususu mektubatının çok yerinde beyan etmiştir. Bu muhalefetten dolayı
Muaviye ve taraftarlarına fasık ve sapık denmeyeceğini delilleriyle izah etmiştir.
Öyleki bütün hadisi şerif kitablarında onlardan yapılan rivayetler mevcuttur,
hiçbir alim onların rivayetinin kabul edilmeyeceğini söylememiştir. Yani hepsi
adildirler, rivayetleri sözleri makbuldür. Aralarındaki tartışmalar ictihad
meselesidir, isabet edene iki sevab, hatalı olana bir sevab vaad edilmiştir.
Şimdi biz,
Muaviye r.a. tarafından rivayet edilen bazı hadisi şerifleri zikredelim de,
onun hakkında dil uzatanların itikadımıza ve dinimize sokmaya çalıştıkları
fitneyi durduralım, aldanmayalım. Mevla teala ashabın hepsinin şefaatine
bizleri nail eylesin..
RİVAYETLERİNDEN
BAZILARI
İbni Ebi
şeybe’nin Musannef’i, cilt:7, sahife:325
Said el Cüheni,
Muaviye’den r.a. rivayetle şöyle demiştir: Resulullah sallallahu aleyhi ve
sellem’in şöyle söylediğini işittim:
“Allah, her kim için hayır murad ederse,
onu dinde fakih yapar.”
Beyhaki’nin
Süneni Kebiri cilt: 1, sahife: 409
Osman ibni Sehl
ibni Hanif, eba Ümame ibni Sehl ibni Hanif’in şöyle dediğini işitti: İşittim ki
Ebu Sufyan oğlu Muaviye, minberde oturduğu halde iken, müezzin ezan okudu ve
Allahu ekber Allahu ekber deyince, Muaviye’de Allahu ekber Allahu ekber dedi.
Müezzin eşhedüyü okuyunca, Muaviye’de aynısı söyledi. Müezzin eşhedü enne
Muhammeder-Resululah deyince, Muaviye – ve ene- ‘ben de’ dedi.
Ezan bitince
şöyle dedi: Ey insanlar! Ben işittimki, Resulullah sallallahu aleyhi ve
sellem şu mecliste oturduğu halde müezzin ezan okuyunce, şu söylediklerimden
işittiğiniz sözlerin aynısını söylemiştir. (Buhari)
Abdur-rezzak’ın
Musannef’i cilt: 11, sahife: 59
Taberani, Ebu
Sufya oğlu Muaviye ve Ebu Hureyre hadisinde şöyle rivayet etti: “Ensarı
seven, beni sevdiği için onları sever. Kim ensara buuz ederse, bana buuz ettiği
için onlara buuz eder.”
Taberani,
Muaviye’den r.a. nerfu’ olarak, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurduğunu rivayet etti:
“Kim benim
üzerime bilerek yalan söylerse, ateşten varacağı yeri hazırlasın.”
Keşfu-l Hafa,
cilt: 1 sahife: 180
Deylemi, Muaviye
r.a. tarıkıyla rivayet etti. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem müezzinin
–hayyaalel felah- dediğini işitince, “Allahım, bizi felah bulanlardan yap”
derdi.
Hanbeli
Tabakatı, cilt: 1 sahife: 231
Muabviye r.a.,
minber üzerinde iken şöyle demiştir: “Allahım, senin verdiğine kimse mani
olamaz, senin mani olduğuna da kimse veremez. Allah kim için hayır murad edese,
onu dinde fakih eyler. Şu kelimeleri, nebiniz sallallahu aleyhi ve sellem’den
işitim.”
Tedvin fi Ahbari
Kazvin cilt: 1, sahife: 360
İbni Abbas
r.anhumadan rivayetle, şöyle demiştir: Resulullah sallallahu aleyhi ve
sellem’in yanında idim. Yanında Muaviye’de vardı. Nebi sallallahu aleyhi ve
sellem ona şöyle dedi: Ey Muaviye, Ali’yi severmisin?
Muaviye: Evet ya
Resulellah, dedi.
Resulullah
sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: Yakında seninle onun arasında bazı şeyler
olacak.
Ravi derki,
dedimki ya Resulellah! Bundan sonra ne olacak?
Buyurdu: Allah
tarafında afv ve cennete girmek.
Bunun üzerine şu
ayet nazil oldu: “Şayet Allah dileseydi savaşmazlardı, lakin Allah,
dilediğini yapar.” (Bakara: 253)
Mecmu’ cilt: 6,
sahife: 468
Ebu Sufyan oğlu
Muaviye’den r.a. rivayetle Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem kadir gecesi
hakkında şöyle buyurdu: “Yirmi yedinci gecedir.” (Ebu Davud)
İbni Kudame’nin
Şerhi Kebiri: cilt: 1, sahife: 387
Ebu Sufyan oğlu
Muaviye r.a., Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin şöyle buyurduğunu
işitti: “Müezzinler, kıyamet günü insanların boyun bakımından en
uzunlarıdır.”
İşte, dinimizin
bazı mevzularında söz sahibi olan şu yüce ashabın hakkında dil uzatanlar, acaba
onun sahibi Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yanına varınca ne yüzle
cevab vereceklerdir. Zira Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Ashabım
yıldızlar gibidir, hangisine uyarsanız hidayet bulursunuz.”
Abdullah ibni
Mubarek’e r.a. soruldu, Muaviye mi yoksa Ömer ibni Abdul- Aziz mi daha
hayırlıdır. Cevabında derki: Muaviye’nin atının burnuna kaçan tozlar bile
Ömer ibni Abdul Aziz’den şu kadar daha fazla faziletlidir.
Zira Muaviye r.a,
savaşlar ve mücadelelerde Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in yanında
oldu, ona yardım etti. Ashab olanın, ashab olmayan diğerleriyle kıyaslanmasının
bir manası yoktur. Ümmetin hiçbir velisi, ashab derecesine vasıl olamaz.
| < Önceki | Sonraki > |
|---|









