
Ebu Bekr Sıddık (r.a.) şöyle anlatır:
Biz Mağarada iken
başlarımızın üstünde (bizi aramağa gelen) müşriklerin ayaklarına baktım:
"Ey Allah'ın
Resulü! Bunlardan biri eğilip de iki ayağı hizasından baksa bizi muhakkak ayak
hizasının altında görecektir" dedim. Allah Resulü (a.s.): Ey Ebu Bekr! çüncüsü Allah olan iki kişiyi ne
zannediyorsun? buyurdu.
Ebu
Saîd'in (r.a.) anlattığına
göre:
Resulüllah (a.s.)
minbere oturdu ve: "Bir kul ki yüce Allah onu, dünyanın nimetlerinden
vermek ile kendi nezdinde olanlar arasında muhayyer bıraktı. O da Allah
nezdindekini seçti" buyurdu. Bu söz üzerine Ebu
Bekr ağladı da ağladı: Atalarımız ve analarımız sana feda olsun! dedi. Ravi
der ki: İşte Allah Resulü, o muhayyer kılınan kul imiş, Ebu
Bekr onu hepimizden iyi biliyordu.
Allah Resulü şöyle
buyurdu: "Muhakkak ki bana karşı, malı ve arkadaşlığı hususunda
insanların en cömerti Ebu Bekr'dir. Bir dost
edinecek olsaydım, mutlaka Ebu Bekr'i dost
edinirdim. Lâkin din kardeşliği (şahsi dostluktan efdaldir). Mescitte Ebu Bekr'in kapısından başka hiçbir kapı (açık) bırakılmasın."
Amr
b. As (r.a.) şöyle
anlatıyor:
Allah Resulü (a.s.)
onu Zat-ı Selasil ordusuna kumandan olarak göndermişti. (Amr diyor ki:) Bu
seferden döndüğümüzde Allah Resulü'ne geldim ve: İnsanlar içinde sana en
sevgili olan kimdir? diye sordum. Allah Resulü: Aişe'dir
buyurdu. Ben: Erkeklerden kimdir? dedim. Allah Resulü: Aişe'nin
babası, buyurdu. Sonra kimdir dedim? Allah Resulü: Ömer
'dir buyurdu. Sonra bir takım kimselerin adlarını saydı.
Cubeyr b. Mut'im'den (r.a.) bildirildiğine göre:
Bir kadın Allah
Resulü'nden (a.s.) bir şey istemişti. Allah Resulü de kadına, tekrar gelmesini
emretmişti. Bunun üzerine kadın: Ey Allah'ın Resulü! Ya gelir de seni
bulamazsam? dedi. Babam Cubeyr: Kadın, bu sözü ile
sanki ölümü kastediyordu, dedi. Allah Resulü: Şayet beni bulamazsan Ebu Bekr'e gidersin, buyurdu.
Allah Resulü (a.s.)
hastalığında bana şöyle buyurdu: "Baban Ebu
Bekr ile kardeşini bana çağır da bir yazı yazacağım. Çünkü ben bir
isteklinin temenni etmesinden ve birinin, "ben daha layığım" demesinden
endişe ediyorum. Halbuki Allah ve Müminler bunu kabul etmez. Yalnız Ebu Bekr böyle yapmaz."
Allah Resulü (a.s.)
şöyle buyurmuştur: "Vaktiyle bir adam, üzerine yük yüklediği öküzünü
götürürken, öküz ona dönerek: Ben bu iş için yaratılmadım. Lâkin ben ancak çift
sürmek için yaratıldım, dedi" buyurdu. Bunun üzerine insanlar, öküz
konuşur mu? diye şaşkınlık ve dehşetle: Sübhanallah! dediler.
Allah Resulü: "Ben
buna inanıyorum, Ebu Bekr ile Ömer de"
buyurdu.
Ebu Hureyre'nin dediğine göre Allah
Resulü şöyle buyurdu: "Bir çoban, koyunlarının içinde bulunurken sürüye
bir kurt saldırdı ve koyunlardan birini alıp götürdü. Çoban da onu takip etti
ve nihayet koyunu kurtardı. Bunun üzerine kurt çobana dönüp: Bu koyunlara,
yırtıcı günde, benden başka çobanları olmadığı günde kim bakacak? dedi."
Cemaat: Sübhanallah! dediler. Bunun üzerine Allah Resulü: "Ben buna
iman ediyorum, benimle birlikte Ebu Bekr ve Ömer'de" buyurdu.
Ali'nin
(r.a.) rivayet ettiğine göre:
İbn Abbas şöyle anlatıyor: Ömer b. Hattab (vefat ettiğinde) yatağının
üzerine konuldu. İnsanlar etrafına toplanıp dua, sena ve salat ediyorlardı. Ben
de onların içinde bulunuyordum. Beni arkamdan omzumu tutan bir adamdan başka
hiç bir şey heyecanlandırmadı. Dönüp baktığımda onun Ali olduğunu
gördüm. Ali, Ömer'e rahmet okudu ve şöyle dedi: Ameli
ile Allah'a kavuşmayı sevebileceğim hiç bir kimse bırakmadın. Allah'a yemin
ederim ki Allah'ın muhakkak seni iki dostunla (Resulüllah ve Ebu Bekr) beraber
bulunduracağını zannetmekteyim. Bu zannım şundandır: Ben Allah Resulü'nü
(a.s.): "Ben, Ebu Bekr ve Ömer'le geldim, ben Ebu Bekr ve
Ömer'le girdim, ben Ebu Bekr
ve Ömer'le çıktım" buyururken
işitirdim. Ve Allah'ın seni onlarla beraber bulunduracağını umuyor ve
zannediyordum. (Kabri şerifi, Resulullah s.a.v ve Ebu Bekrin r.a. yanındadır.)
Ömer’in Fazileti
Hz. Cabir radıyallahu anh anlatıyor:
"Hz. Ömer radıyallahu anh, Hz. Ebu Bekr'e:
"(Ey Ebu Bekr!) Allah'ın Rasulü Muhammed aleyhissalatu ves-selam'dan
sonra insanların en hayırlısı" diye hitab etmişti. Hz. Ebu Bekr: "Sen
böyle söylersen ben (de sana) Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'dan işittiğimi
söyleyeceğim. Demişti ki: "Güneş, Ömer'den daha hayırlı bir kimse
üzerine doğup batmadı." Tirmizi, Menakıb, (3685).
İbnu Ömer radıyallahu anhüma
anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm şöyle dua etmişti: "Allahım,
İslâm'ı şu iki şahıstan sana en sevgili olanla aziz kıl: Ebu Cehil ile veya
Ömer İbnu'l-Hattab ile. Bunlardan Allah'a daha sevgili olanı Ömer'di."
Tirmizi, Menakıb, (3682).
Yine İbnu Ömer radıyallahu anhüma
anlatıyor: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Allah Teâla Hazretleri, hakkı,
Hz. Ömer'in diline ve kalbine koydu."
İbnu Ömer der ki: "Halkın
başına ne zaman bir iş gelmiş, (o hususta) Ömer bir şey demiş, halk da başka
bir şey demiş ise mutlaka Ömer radıyallahu anh'ın dediği üzere Kur'ân'dan bir
vahiy gelmiştir." Tirmizi, Menakıb, (3683); Ebu Davud, Harac 18, (2962).
Salim, babası radıyallahu anh'tan
naklediyor: "Dedi ki: "Ben Ömer radıyallahu anh'ın bir şey için:
"Zannederim ki bu şöyledir" deyip de, dediği gibi olmadığını hiç
görmedim. (Nitekim bir gün), Ömer otururken güzel bir adam yanından geçti.
Ömer: "Zannımda yanıldım."
Veya: "Bu adam cahiliye devrindeki dini üzere devam etmektedir."
Veya: "Bu, cahiliyede kavminin kâhiniydi!" dedi ve: "Şu adamı
bana çağırın!" buyurdu. Adam çağrıldı.
Ömer: "Zannımda yanıldım veya
sen cahiliye devrindeki dinin üzeresin! veya cahiliyede sen onların kâhini
idin!" diyerek hakkındaki tereddütlerini dile getirdi.
Adam: "Bugünkü gibi bir gün
görmedim (yani bugün gördüğüm şeyi hiç görmedim). Bugün müslüman bir kimse
(olmayacak şekilde) karşılandı" dedi.
Hz. Ömer: "Sana yemin
veriyorum, benim istediklerimi doğru olarak söyleyeceksin!" buyurdu.
Adam: "Cahiliye devrinde ben
onların kâhinleri idim!" dedi. Ömer ona: "Dişi cinninin sana
getirdiği haberlerin en acayibi hangisi idi?" dedi.
Adam: "Bir gün ben çarşıda
iken, bana dişi cin geldi. Ondaki korkuyu biliyorum. Dedi ki: "Sen cinni
ve onun ye'sini ve başı üzerine devrilmesinden (yani kulak hırsızlığından men
olarak haber alamayışından) sonraki ümidsizliğini ve sırtlarına ince çullar
konulmuş genç develerle yetişilip yakalamasını görmedin mi?"
Ömer şöyle dedi: "Doğru
söyledi. Ben onların putlarının dibinde uyurken, bir adam bir buzağı ile geldi
ve kesti. O zaman ona birisi öyle bir bağırdı ki, bu kadar yüksek sesle bağıran
birisini hiç işitmemiştim. Şöyle diyordu: "Ey celih (ey düşmanlığını açığa
vuran kimse)! Emrun necih (zafer bulmuş bir iş), recülün fasih (fasih konuşan
bir adam) var. Senden başka ilah yoktur diyor!" Oradaki cemaat o adama doğru sıçradılar.
(Hz. Ömer devamla dedi ki):
"Ben bunu görünce kendi kendime: "Ben bu işin arkasında ne olduğunu
anlayıncaya kadar buradan ayrılmayacağım!" dedim. Sonra o zat yine
bağırdı: "Ey celih, emrun necih,
recülün fasih (Ey düşmanlığnı açığa vuran kimse! Muvaffak olacak bir iş, fasih
konuşan bir adam (var)! Lâilahe illallah! diyor!" Ben kalktım.
Aradan çok geçmeden "Bir peygamber (çıktı)" dendi." Buhari,
Menakıbu'l-Ensar 35.
Hz. Ömer radıyallahu anh demiştir
ki: "Üç şeyde Rabbime muvafakat ettim: (Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm'a "Ey Allah'ın Resulü! Makâm-ı İbrahim'de bir namaz yeri
edinsen!" dedim, arkadan "İbrahim'in makamını namazgâh
edinin" (Bakara 125) ayeti nazil oldu."
"(Bir gün) "Ey Allah'ın
Rasûlü! Huzurunuza iyiler de facirler de giriyor. Emretseniz de
ümmühâtu'l-mü'minin örtünseler!" dedim. Bunun üzerine hicab (örtünme)
ayeti nazil oldu."
“İçki hakkında yeterli bir hüküm
diledi, içki yasak oldu…”
| < Önceki | Sonraki > |
|---|









