Hükümet bitik AB’ye şirin gözükmek için her şeyi yapıyor. Artık bıktık! Millet olarak ezikleri oynamaya mahkûm ediliyoruz. Her hakareti, tüm aşağılamaları kabullenmemiz isteniyor. Hiç kimsenin şüphesi olmasın ki, bu millet hak edenlere Osmanlı tokadını yapıştırıverir.
Türkiye’ye en ufak bir şey yaptırmak isteyen öylesine alışmış ki hemen “AB’nin hoşuna gider” veya “yapmaz iseniz AB size çok kızar” diyorlar. Bunlardan biri de Bartholomeos. AKP hükümeti ile ihya olan patrikhane Türkiye’nin her yerinde rahatlıkla ayinler yapıyor. Ekümenik olmayan patrik menfaati olduğunda hemen konuşmasına, AB’nin bundan çok memnun olacağını ekleyip, doğru yoldasınız mesajı veriyor. Birisi de çıkıp “bu AB bu kadar iyi ise memleketin Yunanistan’ın, Kıbrıs Rum Kesiminin şu hali ne?” demiyor. Ayrıca halen patrikhanenin kin kapısı da kapalı. Bu, bizim devlet adamlarının hayatına karşı bir tehdittir. Kimsenin bunu sorduğu da yok!
Yok olup gitmiş kiliselerin, manastırların ihya edilmesi için büyük paralar harcanıyor. Adeta her yere haçlar dikiliyor. Bu yetmezmiş gibi şimdi de azınlık vakıflarının malları iade edilecek, üçüncü kişilere geçen mallarının ise bedeli ödenecekmiş. AB’yi çok memnun ederler ama bu AB’ye kaç gün yeter? AB’nin nihai amacı artık hepimizce malum.
Şimdi bunların kılıfı olarak Türkiye bir hukuk devleti yaveleri atılıyor. Hukuk devleti milletin başını önüne eğdirmeden olunur! Müslümanların vakıfları talan edilirken sesini çıkarmak şöyle dursun başlarını çevirenler, hukuk devletinden bahsetmesinler! Vakfından kopartılmış, amacı dışında kullanılan nice yerler var. Misalen, Kadıköy İskele Camii’nin vakfiyelerini şimdi kimler kullanıyor? Hangi amaca hizmet ediyor? Gelirleri ne oluyor? Böylesi örnekler çok fazla. İslam eserleri yok olup gider iken kilise ihya etme sevdası neyin nesidir?
Hukuk devleti kulağa çok hoş geliyor. Hukuk hak temeline dayanır, adil bir düzen kurmak için vardır ve herkes için geçerlidir! Ancak gayrimüslimlerde hukuk devleti kendileri için başka, sömürgeler için başkadır. Sizin lehinize bir hüküm çıkar ise onu uygula(t)mazlar. Devreye hemen başka kavramlar sokarak niçin o hükmün sizde uygulan(a)mayacağını anlatırlar. Onların kavramlarına takılmadan olayları değerlendirmek ve hakkaniyetle bakmak gerekir.
Azınlıklar kadar haklarımız yok! Onlar istedikleri gibi giyinir, dini eğitim alır, doğar doğmaz çocuğunu kiliseye götürür, dini nikâh yaptıklarında ceza verilmez. Peki, Müslümanlar niçin çocuklarına istediği gibi dini eğitim veremiyor? Niçin halen dini nikâh bu kadar sorun oluyor? İnancı gereği başörtüsü takan hanımlarımız niçin okuyamıyor, istediği yerde çalışamıyor, uydurma kamusal alan kavramı ile resmi olmayan toplantılara dahi katılamıyor? Niçin bir Müslüman mescit sorduğunda kendisine uzaydan gelmiş gibi bakılıp dışlanıyor? Zoraki bir mescit konuluyor ise bu niçin yerin bilmem kaç kat altında tuvaletlerin yanında, tuvalet ve rutubet kokularının içerisinde oluyor? Kendi ülkemizde parya mıyız?
Kimse çıkıp da “Müslümanlara kim karışıyor?” demesin! Bunu diyenler bu tür talepleri olmayanlar, talepleri olmayınca sorunları da olmuyor.
Osmanlı vakfiyeleri azınlıkların soydaşı olan devletlerde yağmalanıp, yıkılır iken, camiler meyhanelere çevrilirken biz niçin bunların hesabını sormuyor, mütekabiliyet şartını ileri sürmüyoruz? Niçin pazarlık gücümüzü artıran imkânları kullanmıyoruz?
Hükümet hukuk devleti olmaya o kadar hevesli ise öncelik ile kendi cihan padişahının vakfiyesine sahip çıksın! Fatih Sultan Mehmet Han’ın vakfiyesi Ayasofya CAMİİ’ni ibadete açsın! Fatih’in vasiyetine uysun! Böyle olursa AB eksi puan mı verir? Yazık, ya bizi AB’ye almazlarsa? Affedersiniz, kaç senedir AB üyesi olmak için bekliyorduk?
| < Önceki | Sonraki > |
|---|









