|
Yazar Ali Kara
|
|
Çarşamba, 01 Temmuz 2009 |
 |
M. Şevket Eygi - Milli Gazete
|
2009-07-01
|
|
|
| Hangisi İslami metod? |
| |
|
Bütün
gruplar, cemaatler, fırkalar İslâm'ı yüceltmek istiyor ama ortada bir
yığın metod var ve bunların bazısı birbirleriyle çelişiyor. Amaçları
bir olan Müslümanlar bazı konularda anlaşamıyor, zıtlaşıyor. Öyle
Müslüman gruplar var ki, azılı İslâm düşmanlarına karşı pek yumuşak ve
anlayışlı, kendi din ve iman kardeşlerine karşı pek sert ve yavuz.
Türkiye'ye son kırk elli yıl içinde dışarıdan hayli İslâmî metod ve
ideoloji ithal edildi. Acaba bunların hangisi bize başarı sağlar,
hedefimize ulaştırır? Bu konuda Ümmet'in akıllıları ve bilgeleri
araştırma yapmalı ve neticeyi Müslümanlara bildirmelidir.
Birbirleriyle uyuşmayan metodların çokluğu Ümmet'i bölüyor, parçalıyor,
enerjiyi boşa harcatıyor ve vakit kaybettiriyor, fırsatları kaçırtıyor.
Ülkemize ithal edilen metodların bazısını saymak istiyorum.
1. Merhum Mevdudî'nin metodu. Mevdudî, Ehl-i Sünnet uleması tarafından
tenkit edilmiş bir kişidir. (Bu tenkitçilerden biri Ebu'l-Hasan Ali
Nedvî'dir.) Onun metodunun en büyük kusuru, Pakistan gibi bir "İslâm
Cumhuriyeti"nde başarılı olamamasıdır. Orada başarılı olamayan bir
metod Türkiye'de olabilir mi?
2. Mısır'daki İhvanü'l-Müslimîn hareketidir. Bendenizin bu harekete
karşı herhangi bir soğukluğum ve düşmanlığım yoktur. İhvan'dan nice
dostlarım ve kardeşlerim vardır. Lakin şu soruya mutlaka bir cevap
bulmamız gerekir: İhvan hareketi başta Mısır olmak üzere hiçbir Arap
ülkesinde başarılı olmamıştır. Acaba Türkiye'de başarılı olma şansı var
mıdır?
3. Vehhabîlik/Selefîlik: Vehhabîlik ile Ehl-i Sünnet ve Cemaat
İslâmlığı arasında usûlde, temelde, esasta, itikadta hayli zıtlık ve
farklılık bulunmaktadır. Vehhabîlerin Suudî Arabistan modeli ortadadır.
Böyle bir model ve örnek Türkiye şartlarına uyar mı?
4. İran modeli: Şia ile Ehl-i Sünnet arasında usûl bakımından hayli
derin farklılıklar vardır. İki tarafın uleması birbirini en azından
bid'at ile suçlamaktadır.Sünnî İslam kültürünün hâkim olduğu bu ülkede
Şiî aşısı tutar mı?
5. Fazlurrahman'ın Tarihsellik mezhebi metodu. Bu metodla Türkiye
Müslümanları zilletten izzete, esaretten hürriyet-i şer'iyeye,
güçsüzlükten iktidara kavuşabilir mi? Yoksa büsbütün ABD, İsrail, AB
hegemonyası altına girip kendi kimliklerine yabancılaşır mı?
6. Diyalog metodu. 1960'lı yılların başında Papalık tarafından
çıkartılan bu metod bir kısım Müslümanlar tarafından benimsenmiştir.
Bunlar, Allah katında tek hak dinin İslâm olmadığını, üç İbrahimî din
bulunduğunu, Ehl-i Kitab'ın da ehl-i necat ve ehl-i Cennet olduğunu,
Kelime-i Şehadet'in ikinci kısmını inkar edenlerin de doğru yolda
olduğunu iddia ediyorlar.Bu inanç ve görüşlerin İslâm'a, Kur'ân'a
tamamen zıt olduğunu anlamak için derin din alimi olmak gerekmez.
Böyle, temelde ve usûlde bozuk bir bid'at cereyanının Türkiye
Müslümanlarını kurtaracağına inanmak olacak bir iş değildir.
Dışarıdan ithal edilen bu metodlarla mı başarılı olabiliriz, yoksa
Osmanlı'nın Şeriatla tasavvufu bağdaştıran ve uzlaştıran Ehl-i Sünnet
metodu ile mi?
İslâm tarihinde çeşitli uygulamalar, çeşitli sistemler ve metodlar görüyoruz.
1. Hulefa-i Râşidîn devri.
2. Emevî Hilafeti.
3. Abbasî Hilafeti.
4. Fatımî - Şiî Hilafeti.
5. Endülüs'teki Emevî Hilafeti.
6. Hindistan'daki Babürî Sultanlığı.
7. Osmanlı Sünnî Hilafeti.
Daha başka devletler ve sistemler var ama bu liste yeterlidir.
Hulefa-i Râşidîn devrinden sonra acaba hangi sistem, hangi metod
Kur'ân'a, Sünnet'e mutabıktır? Bu soruya bendeniz cevap vermeyeyim,
büyük bir İslâm âlimi cevap versin. 19'uncu asrın ikinci yarısında
Mekke Şâfiî reisü'l-uleması olan Ahmed Zeyni Dahlan, Fütuhat-i
İslâmiyye adlı kitabının Osmanlı devleti bölümünde şöyle diyor:
"Hulefa-i Râşidîn devrinden sonra Kur'ân'a ve Sünnet'e en uygun devlet Osmanlı devletidir."
Tarih filozofu Arnold J. Toybee, Tarih Üzerine bir Etüd adlı eserinin Ispartalılarla ilgili bölümünde şu hükmü vermektedir:
"Eflâtun'un ideal devletine realitede en fazla yaklaşmış sistem Osmanlı devletidir."
Osmanlı devletini değerlendirirken onun çöküş asırlarına ve yıllarına
değil, yükseliş ve parlaklık devrine bakmak gerekir. Osmanlı devleti
bir "MilletlerBirliği" idi, bir İslâm Barışı kurmuştu.
Osmanlı devletinin enkazından kırka yakın irili ufaklı devlet çıkmıştır.
Osmanlının dinî özellikleri nelerdi?
1. Ehl-i Sünnete bağlıydı.
2. Zülcenaheyndi yâni Şeriat ile Tasavvufa dayanıyordu.
3. Toleranslıydı. İspanya'dan kovulan Yahudileri kabul etmiş,
Hıristiyan "Milletlerin" dinlerini ve kimliklerini korumalarına izin
vermiştir.Bir ara Devlet-i Osmaniye'nin Hıristiyan nüfusunun
Müslümanlardan fazla olduğu iddia edilmektedir.
4. Roma imparatorluğunu da aşan bir dünya hakimiyeti kurmuştur.
İmdi, elimizde ve önümüzde böyle bir metod varken ithal malı metodlara rağbet etmek reva mıdır?
Bendeniz Türkiye Müslümanlarının kurtuluş ve yükseliş için mutlaka
Ehl-i Sünnet dairesi içinde kalmalarına ve Osmanlı İslâm metodunu çağın
icaplarına uydurarak tatbik etmelerine taraftarım.
Vehhabîlerin çok bağırıp çağırıp protesto edeceklerini biliyorum ama açıkça söyleyeceğim:
Türkiye Müslümanları tasavvufsuz kurtulamaz.
Açıklamaya lüzum yok ama bir kere daha beyan edeyim: Bu tasavvuf Şeriata kıl kadar aykırı olmayan hakikî tasavvuftur.
Vehhabîlerin tasavvufu kökten reddetmelerinin, tasavvuf velilerini
"Evliyauşşeytan" diyerek tahkir etmelerinin hiçbir kıymeti yoktur.
Çünkü, bir bid'at fırkası olan Vehhabîliğin fetvaları biz Sünnîleri
bağlamaz.
Bugün Türkiye Müslümanlarının en büyük iki eksikliği şunlardır:
Ehl-i Sünnet Müslümanlığını hakkıyla anlamak ve yakalamak.
Çağdaş bilgiyi ve kültürü yakalamak.
Müslümanlar bu iki konuda geriliklerinden kurtulabilirlerse kurtulmaya aday olabilirler.
Osmanlı metod sistemine ilave edilmesi gereken şeyler var mıdır? Bence vardır:
19'uncu asırda Kafkasya'da Şeyh/İmam Şâmil hazretleri Nakşî ve Kadirî
tarikatlarını sıkı bir disipline sokmuş ve Ruslarla, İslâm tarihine
altın şeref sayfaları ekleyen kutsal bir cihad yapmıştı. Onun bu sistem
ve metoduna müridizm deniliyor...
|
|
|
Son Güncelleme ( Çarşamba, 01 Temmuz 2009 )
|