|
Yazar DilnüvaZ
|
|
Pazar, 29 Mart 2009 |
Hayat
bir çiçek bahçesidir. Öylesine rengârenktir ki, kimisi dostluk, kimisi
arkadaşlık kimisi zevcelik çiçeğinden oluşuvermiştir.Her biri bir
ilişkinin temsilcidir sanki…Her çiçek güzelliğiyle gözleri
kamaştırırken, günün birinde solacağından habersizdir. Hele özen
gösterilmeyince solmaya terk edilmiştir artık…
İlk
heyecanlar,sabırsız bekleyişler,hele o tatlı sohbetler yerini
alışkanlıklara bıraktığında artık o çiçek yavaş yavaş büyümüş başını
aşağı doğru salmaya başlayıvermiştir. Zaten her anı böylesine canlı,
ilk günkü gibi taze tutmak her kesin işi değil er kişinin işi olsa
gereek...
Kimi zaman zehirli mantar giriverir o güzelim çiçek
bahçesine. Zehirini aslında kendisi yetiştirmiş hemen yanı başında…
Birkaç türü vardır bu mantarların:
Birinin adı “Nasılsa”dır. Bazen
“Nasılsa evlendik, nasılsa yapamaz bensiz, nasılsa bana geri dönecek,
nasılsa seviyor” mantarıdır… O zehir bahçeye girince artık;
özensizlik, vurdum duymazlık başlamıştır. Aslında karşısındaki çiçekte
heyecanı yitirtmiş, hiç ummadığı anda terk edilmeye mahkum etmiştir…
Ötekisi “Ayrılırım” dır..
Bazen “senden ayrılım, seni terk ederim, seni bırakırım” dır… Bu zehir
de doğunca bahçede, çiçek ayrılması gerektiğini, artık oradan bıktığını
anlamakta gecikmez. İlk zamanlar ne tehdit olarak algılamadığı, ne de
kayda değer bulmadığı bu zehir günün birinde isyan bayrağını
çektirecektir.Ve o bayrakta "gidersen git!" yazılıdır... O an özür
dilemek de terk edilmişse ,gönül kapısı başka birisi tarafında
çaldığında açmaya en meyilli oluvermiştir…
Oysa hayat
her an biterken yine her an yeniden doğuveriyor. Her gece giriyor
karanlık ve uzun bir dehlize. Her sabah ışığın parlaklarıyla yeniden
yeniden merhaba diyor . En büyük gerçeği elinde olmadan her an göz
kırpma aralığında yaşayıveriyor…
Yine
hayat, bir parça bez ile gelip bir parça bez ile terk edebilme
cesaretini her an kavrayabilme sanatıdır. Sonunu düşünerek hayıflanmak,
gelmemişleri gelecek ümidiyle bekleyip mutluluk anahtarını elinde
olmayanla açmaya çalışmak değildir.
Hayat
elindeki ile mutlu olmaktır… Mutluluk baki tebessüm sırrını
yakalayabilme olmalı.. O tebessüm ile tüm sıkıntıları unutturu
vermeli..
Hayat bahçenizde hala solmayan çiçeğiniz varsa ve hala dimdik durmayı beceriyorsa onu yalnızlığa,karanlığa mahkum etmeyin...
Unutmayın ki hayat her anı son an gibi yaşamaktır…
|
|
Son Güncelleme ( Pazar, 10 Ocak 2010 )
|
Sözlerinizin hepsi çerçevelik hele bu ikisi çok güzel :
Oysa hayat her an biterken yine her an yeniden doğuveriyor. Her gece giriyor karanlık ve uzun bir dehlize. Her sabah ışığın parlaklarıyla yeniden yeniden merhaba diyor . En büyük gerçeği elinde olmadan her an göz kırpma aralığında yaşayıveriyor…
Unutmayın ki hayat her anı son an gibi yaşamaktır…
Her anınızın çok güzel hocam... yüreğinize sağlık