Şehid Bayram Hocamız, çok ateşli vaazları olan, ilmi birikimi fazla olan bir şahsiyetti, öyleki kendisi için "ayaklı kütüphane" denirdi. Son zamanlarında Mektubat-ı Rabbani yi güzel açıklardı. En zor mektubları dahi umumi sohbetlerde açıklamaya gayret ederdi.
Bir gün kendisine;
- "Arapça ibareleri güzel okumak için nasıl yapmak gerekir" diye sormuştum. Şöyle cevap verdi:
- "Düzenli olması gerekir" Yani medrese usulünü
düzenli şekilde devam ettirirsen neticede alışkanlık hasıl olur.
Bu
sözünün çok faidesini gördüm. Allah rahmet eylesin, daha pek çok
hususlarda tecrübelerinden istifade ettik. Mesela sohbetin veya dersin
etkili ve hoş olması için "Başlangıç ve bitişin etkileyici olması
gerekir" demişti.
Bir gün adak satan bir kardeşimizin yanına uğramıştık, Bayram hocamızın
kendisi de orda idi. Adakçı içerde olduğunu söyledi, içeri girdiğimde
baktım ki koyunlara doğru oturmuş kur'an okuyordu. bitirince musafaha
ettik, şöyle dedi: "Ali hoca insanlara derdimi anlatamıyorum, bari
hayvanlarla dertleşeyim."
Bayram hocamızın sohbetlerinde belli bir konuya bağlı kalma düşüncesi
yoktur, o an ne gelirse onu söylemekten çekinmezdi, bu yüzden
tenkitlere uğrardı fakat yine uslubunu değiştirmez ve "Ben meczubum, ne
yapayım, kürsüye çıkınca kendimden geçiyorum" derdi. Zaten aşıklar
mazurdur, her şeyi sorgulanmaz.
Kitab tercümelerimden haberdar idi ve beni desteklerdi, hatta bir gün şadırvanda aramızda şöyle bir konuşma geçti:
- Ali hoca herkes kafasına göre kitap tercüme ediyor, ne olacak bu iş.
- Hocam ben niçin tercüme işine girdim bilirmisin?
- Hayır.
- Hocam! Baktım ki hanım hocalar tercümeler yapmışlar,
bizim erkek talebeler bile arapça eserleri bırakmış bu tercümeleri
okuyorlar. Bu boşluğu dolduralım yoksa hanımlar yakında bizi sokağa
bile çıkamaz hale getirecek... Erkekliğimiz nerde kalsın!
- Doğru diyorsun, hanımlar usul kitapları ve daha başka zor kitapları okuyorlarmış.. dedi, beraberce gülüştük.
|