İsmailağa yı Doğru Tanıyalım PDF Yazdır E-posta
Yazar Ali Kara   
Perşembe, 31 Temmuz 2008

ismailaa-.jpgHerkes bilir bilmez konuşur ve yorum yapar fakat ne kadarı isabetli gelin ehline sorun!

Bu kapıya gelenler üç kısımdır buyurdular.

1- Allah için gelenler.

2- Para için gelenler.

3- Evlenmek için gelenler.

Bu ana hususu bildikten sonra Allah için gelenler ve devam edenlerden olmak ümidiyle deriz ki;

İsmailağa bir cami gibi görünür ama hakikatte ilmin ve maneviyyatın kaynağıdır da bilinmez, değeri anlaşılmaz. Nasıl anlayacağız derseniz, geriye dönüp bakmanız gerekir, evvelki asırlar ile irtibatlandırmanız gerekir.

Bu kapının başı Muhammed Mustafa s.a.v dir, devamı Ebu Bekir Sıddık r.h. ve peşinden gelen altın silsiledir. Efendi Baba k.s. son devrin Osmanlı şeyhul-islâmı olup dört mezheb müftüsü idi. 'Bütün kitaplar yakılsa oturur noktasına kadar yazarım' buyurdu. Böyle bir zat, yerine kimi geçirmiştir zannedersiniz? Aklınızla düşünürseniz yanılırsınız, kalbiniz çalışıyor ve umman gibi genişlemişse belki biraz anlarsınız.

Risale-i Kudsiyye bu zatları tanıtırken şöyle der

Bütün alemin ilmi nihayet, deryaya nisbetle damla gibidir.

Yani bu zatların ilminin muhteviyatını akılla bilemeyiz, ancak kalb ilahi anlayışa nail olursa, o zaman kendine göre birşeyle anlayabilir. Tasavvuf kitablarımız Mektubat-ı Rabbani ve Risale-i Kudsiyye bunlardan bahset mektedir. Hatta mektubatın 3. cilt 79 ve 80. mektublarını okuyup anlama yanlar bu zatları asla tanıyamazlar, makamlarını ve vasıflarını bilemezler. Her hakikat her yerde söylenmez. Ehil olana sırlar açılır.

 
Dışardan bakanlar İsmailağanın sıradan bir cami veya kendi kabuğuna çekilmiş bir tekke olduğunu zannederler. Sakaldan, sarıktan, çarşaftan başka bir şey bilmezler, ham sofuluk yaparlar diye düşünürler. Tamam bazı cami cemaatimiz de, böyle sayılan hususları çok zikredenler var, ama cemaati gördüğümüz üç beş kişiye hasredersek, onların davranışlarını ismailağa camiasına mal edersek hata etmiş oluruz.

 
İsmailağa kuru kalabalık değildir, suretle uğraşan hakikatten uzak değildir, insana yukardan bakan kibir ehli değildir, insanda noksanlık arayan ucub ehli de değildir.

 
İsmailağayı ismailağa yapan değerleri iyi düşünmek gerekir. Evvela Ehli sünnet itikadı, sonra sünneti seniyyeye tabi olma ve ihya etme aşkı. Bu iki temeli elde etmek, için ilim-amel-ihlas  denklemini yerleştirme, kendi hayatına tatbik etme ve insanlığa sunma gayreti.

 
Asrı saadetten beri gelen o büyük sermaye-manevi birikim, ilahi emanet, sonunda Efendi Hazretlerimize konan şu manevi devlet kime nasib olur! Bundan sonra gelmesi umulan ve müjdelenen ahır zaman halifesinin öncüsü ve müjdecisi kim olabilir. Kıravat ve şapkayla şeyhlik yapanlarmı? Kadınlarla tokalaşanlar mı? Düzenbaların düzenini yürütenler mi? Müslümanların itikadlarını ehli kitabla karıştıranlar mı? Papazın elini öpen, ondan medet bekleyenler mi? Bu gibilerinin bırak şeyhliğini din ile ne kadar alakaları var ilerde anlaşılır.

 
İsmailağanın t.v. si yok, radyosu yok, gazetesi yok, partisi yok, şirketleri kurumları kuruluşları yok, yani dünyalık hiçbir yatırımı yok! Elhamdulillah! Dünya için harcayacak bir dakikası bile yok, ama dünyada yaşadığımız için zaruret itibarıyla herkesin meşru bir işi olması şarttır, kimseye yük olma malıdır.

 
İsmailağa adına fikir ve söz söyleyenler bunları unutmasınlar da ona göre konuşup yorum yapsınlar. İsmailağada mal davası, bina - arsa – ihale ve sair menfaat kavgası olmaz, olamaz; zira İsmailağa nın mensubu ancak Allah için vardır, Allah için sever, Allah için buuz eder, Allah için her şeyini din yoluna Allah ve dostları yoluna feda eder, nitekim iki büyük hoca efendimiz, hayatlarını seve seve ve bile bile feda etmişlerdir; peşlerinden yüzlercesi de o niyetle yaşamaktadırlar.

 
İsmailağanın kimsenin malında canında namusunda makam ve rütbesinde gözü yoktur, asla olamaz da; zira başkasının elindeki nimetin çıkmasını isteyenler hasedçi kimseler olup kendi amellerini yok etmişler, iflas etmişlerdir.

 
İsmailağayı siyasi ortama da kimse çekemez. Geçmişte olan bazı sıkıntılar acemilik ve hüsnü zan itibarıyla olmuştur. Ama herkes büyüğüne sadakatli olmayı çok iyi anlamıştır. Bütün halkımız ve islam alemi, bu cemaatin duasını almak isterken bu cemaat bir kesime ait bırakılamaz, hepsini duaya ortak ederiz fakat, Allah rızasına uygun olanı da canı gönülden destekleriz.

 
Particilik haramdır, zira tefrikadır, dinimiz bunu yasaklamıştır. Ashabı kiram böyle değildi.

 
Efendi Hazretleri k.s., sünneti kılı kırk yararcasına işlemekte ve emretmektedir. Kendisi şöyle buyurmuştur; bilinen binlerce sünnetten 3 veya 4 tanesini terk ettiğimi görürseniz bana tabi olmayın.

 
Efendi Hazretleri k.s. -üzerinizde asla küfür alameti bulunmasın, Allahın düşmanlarına benzemeyin- diye nerdeyse her sohbetinde tenbih etmiştir. İslami ilimleri ihya için hayatı boyunca gayret etmiş, her tarafta ilmin canlandırılmasını tenbih etmiştir: -Her mahalleye bir erkek ve bir kız medresesi açarsanız, kısa zamanda islam ayağa kalkar-, buyurmuştur.

 
Kazancınızı üç parçaya ayırın. Üçte birini günlük ev ihtiyaçları için harcarsınız. Üçte birini çoluk çocuğa miras olarak biriktirirsiniz. Üçte birini de Kur an yolunda harcarsınız. Böyle olursa islam galib olur.

 
Efendi Hazretlerinin k.s. sözlerini Risale-i Kudsiyye tercümesinden, İrşadul Müridin ve sohbetler kitablarından öğrenebilirsiniz. Ayrıca Ruhul Furkan tefsiri, geniş muhtevasıyla pek çok malumatı önümüze getirmektedir, okuyup ilmimizi genişletelim ve Efendi Hazretlerini daha iyi tanıyalım. Allahu teâlâ onun ve evvelki meşayıhımız yolundan bizleri ve evlatlarımızı ayırmasın. İnkarcılara da tevbe ve istifade nasib eylesin.

Yorumlar (1)add
allah sırrını kutsasın.
yazan kabulet hüseyin , Ağustos 26, 2008
bu yazı bu cemaatin geniş fikirli asıl aydın yani nurlu olduğunu belirtiyor. kalıplaşmış bir olgu olmadığını ispat ediyor. kalıp varsada efendimiz sav. ve kuran peki bu bir kalıbmı? kalıbın sınırı olmalıki kalıb denilebilsin. halbuki ne kuran ilminin nede efendimiz sav. in ahlakının sınırı yok. hatta bu cemaat; sınırlanmamak, beynini ve gönlünü daraltmamak için hocamızında tarif ettiği şekilde parti gibi bazı faliyetlerden tv.den uzakduruyor bu gericilikmi ilericilikmi. peki bu yazıyı bunca internete takılan kişilierin olduğu çağda kaç kişi okuyor ve gerek yurtiçi olsun gerekse yurtdışında olsun efendi hazretlerimizin birkaç kişiyle başladığı bu gizemli davada sayılması güç ihvanı olduğu halde efendi hazrtlerimizi ve ismailefendi camisini bu ihvanlar dışında kaç kişi bu yazıdaki gibi biliyor.
fakat bu gizem içindeki gizemdede hikmet vardır. zira tasavvufta şahsen bir kaynak olan imam-ı rabbani ks. yani allah sırrını kutsasın. hadis kitaplarından sonra gelen mektubat isimli kitabında özetle şöyle buyuruyor.
" her peygamber as. mucize getirmek zorundadır. çünkü o kişiye inanılması şarttır iman kaidesidir. fakat bir veli yani allah dostu kerametini göstermek zorunda değildir çünkü illa o kişiye tabi olmak imanın levazımından değildir. burada şöyle bir şey sorulabilir. peki o kişiye mürid olacak insan onu nasıl bilecek. el-cevab ona talebe olacak kişi zaten anlar."
Yorum yaz.
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
smile
wink
laugh
grin
angry
sad
shocked
cool
tongue
kiss
cry
azalt | arttır

security image
Görüntülenen karakterleri yazın


busy
Son Güncelleme ( Salı, 02 Aralık 2008 )
 
< Önceki

Nur-ı Osmaniye 1920

RocketTheme Joomla Templates