Kur’ân-ı Kerim’de methedilen en kıymetli gecedir. Kadir gecesinin fazileti, üstünlüğü bizzat Allahu teâlâ tarafından, Kadir suresinde açıkça bildirilmiştir. Kur’an-ı Kerim' de Cenab-ı Hak, bu mübarek gecenin kıymet ve faziletini şöyle beyan buyur-maktadır:
"Biz onu
(Kuran’ı) Kadir gecesinde in-dirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilirmisin?
Kadir gecesi, bin aydan ha-yırlıdır. O gecede, Rablerinin izniyle me-lekler ve
Ruh (Cebrail), her iş için iner du-rurlar. O gece, esenlik doludur. Tâ
fecrin doğuşuna kadar." (Kadir suresi:1–5)
Yine Rabbimiz teala
Duhan suresinde “Muhakkak biz onu
(Kuran-ı Kerimi) mü-barek bir gecede indirdik.” Buyurarak, bu gecenin büyüklüğünü ifade buyurmuş
olu-yor. Zira hadisi şerifte, “Allahın
kelamının (Kuran-ı Kerimin) diğer kelamlara
üstün-lüğü, Allah celle celalühü’nün yarat-tıklarına üstünlüğü gibidir.” buyrularak
Kuranın üstünlüğü ispat edilmiş oluyor. Onun indirildiği gece de, Kuranın
üstünlüğü sebebi ile diğer gecelerden daha üstün olmaktadır.
Kadir gecesi ile ilgili
birçok hadisi şerif ve büyüklerin sözleri kitaplarımızda mevcuttur. Onlardan
bazıları şöyledir:
Ebu Hüreyre radıyellahu
anh’dan rivayet edildiğine göre, Efendimiz buyurdu ki: “kim Kadir gecesini inanarak ve mükâfatını Al-lahtan bekleyerek ibadet
ile ihya ederse, geçmiş günahlarının tamamı affedilir.” (Buhari, Müslim)
İbn Abbas dedi ki: Peygamber (s.a.v)
şöyle buyurdu: "Kadir gecesi oldumu
ara-larında Cebrail'in de bulunduğu Sidretu'l-Münteha'da sakin olan melekler
ardı arka sına inerler. Beraberlerinde birtakım san-caklar bulunur. Bu sancaklardan
biri be-nim kabrimin üzerine, biri Beytu'l-Makdis 'in üzerine, biri Mescid-i
Haram'ın üze-rine, biri Turu Sina'nın üzerine dikilir. Ken disine selâm
vermedik Mümin erkek ve Mümin bir kadın bırakmazlar. İçki içen, domuz eti
yiyen ve zağferana (Mecusilerin kullandıkları sarı boya) bulanan kimseler müstesna."
Hadis-i
şerifte de şöyle buyurulmuştur: "Bu
gecenin tan vakti ortalığı aydınlatın-caya kadar, şeytan bu gecede dışarıya
çıkmaz. Bu gece herhangi bir kimsenin aklına zarar veremediği gibi, herhangi
bir fesat da işleyemez, bu gecede hiçbir bü-yücünün büyüsü etki
gösteremez,"
El-Ferrâ
dedi ki: Yüce Allah, Kadir ge-cesinde
ancak mutluluk ve nimetler takdir buyurur. Diğer gecelerde ise bunlarla
be-raber belalar ve türlü musibetleri de takdir eder.
Ubeydullah
b. Amir b. Rabia'nın rivayet ettiğine göre Rasûlullah (s.a.v) şöyle bu-yurmuştur:
"Her kim Kadir gecesi akşam ve
yatsı namazlarını cemaat ile birlikte kılarsa, artık o kimse Kadir gecesinden
payına düşeni almış olur." Bu
hadisi es-Sa'lebi Tefsirinde zikretmiş bulunmaktadır.
El-Muvatta'da,
Said b. el-Müseyyeb'in şöyle dediği nakledilmektedir: “Kadir gece-sinde yatsı namazında (cemaatle birlikte) hazır bulunan
kimse o geceden kendi pa-yına düşeni almış olur."
Ali ve
Urve dedi ki: “Peygamber (s.a.v) İsrailoğullarından dört kişiden bahsetti. "Bun-lar Allah'a seksen yıl ibadet
ettiler. Göz açıp kapayacak bir süre dahi O'na isyan etmediler."
dedi. Eyyüb, Zekeriya, yaşlı kadının oğlu Hazkiyl ve Yuşa b. Nün'un isim-lerini
verdi. Peygamber (s.a.v)'ın ashabı buna hayran kaldılar. Ona Cebrail gelerek
şöyle dedi: ‘Ey Muhammed! Senin ümmetin bu kim selerin seksen yıl süre ile
Allah'a ibadet edip, bir göz açıp kapayacak bir vakit kadar dahi Allah'a isyan
etmemiş olmalarına hayret ettiler. Allah, senin üzerine bundan daha
hayırlısını indirdi, deyip; "Doğrusu
Biz onu Kadir gecesinde indirdik" (Kadir s.)’ buyruğunu okudu. Rasûlullah s.a.v. buna çok sevindi.”
Mâlik, Muvatta'da İbnu'l-Kasım ve baş-kalarından gelen rivayet yoluyla
şöyle de-mekledir: Kendisine güvendiğim kişileri şöyle derken dinledim: Rasûlullah
(s.a.v)'e kendisin den önceki ümmetlerin ömürleri gösterildi. Uzun Ömürleri
boyunca başkalarının eriştikleri nin benzerine amel itibariyle ulaşamayacak ları
düşüncesiyle ümmetinin ömürlerini kısa bulur gibi oldu. Yüce Allah ona Kadir
gecesini verdi ve onu bin aydan daha hayırlı kıldı.
Bir gece nasıl
olurda bin aydan daha ha-yırlı olur? Denirse, cevaben: Aynı işin, farklı
durumlar sebebiyle farklı hükümlerde olması normaldir. Mesela cemaatle kılınan
namaz, tek başına kılınan namazdan yirmi yedi de-rece daha üstündür. Hâlbuki
aslında kılınan namaz her iki durumda da aynıdır. İffetli bir müslümana zina
iftirası atana had (seksen kırbaç) uygulanır. Aynı iftirayı Hz. Aişe (r.ah)
hakkında söylese, bu küfür olur. Çünkü bu, yüksek bir ilim rahlesi olan Hz.
Aişe (r.ah) hakkında bir iftiradır. Hz. Peygamber (s.a.s), onun için, "Dininizin
üçte ikisini (Aişe ana-mızı
kastederek) şu Hümeyrâ’dan alınız" buyurmuştur. Ona hakaret, ilme, İslam’a, Kuran’a hakarettir. Binaenaleyh bu gibi yerlerde, şekil aynı
olmasına rağmen hü-kümler farklı farklı olmuştur. Hakîm olan Ce-nab-ı Hakk'ın
maksadı, insanları taata ve ibadetlere çekmektir. Böylece O bazen bir taatın
ücretini (sevabını) iki katına çıkarır, bazen on katına, bazen da yedi yüz
katına çıkarır. Bunu bazen zamanı açısından, ba-zen da yeri (yani yapıldığı
yer) açısından böyle değerlendirir. Bütün bunlardan Cenâb-ı Hakk'ın asıl
maksadı, mükellefi ibadete çekmek ve onu, bütün günahların başı olan; dünyaya
dalmaktan geri durdurmaktır. İşte bu yüzden Beytullah ve Zemzem diğer yer-lere
ve sulara üstün kılınır; Ramazan diğer aylardan; cuma, diğer günlerden; nihayet
Kadir gecesi diğer gecelerden efdal kı-lınmıştır.
Şimdi o gecede kim üç kez, "Lâ ilahe illallah" derse;
-
Biriyle
günahları bağışlanır;
-
Biriyle
cehennemden kurtulur
-
Biriyle
de, Cenab-ı Hak onu cen-netine sokar.
Gökyüzüne ilk çıkan Cebrail (a.s)
olur. O, güneşin önüne kadar çıkar ve iki yeşil ka-nadını açar. O, kanatlarını,
o gecenin gün-düzünün bu saatinde açar. Sonra da me-lekleri teker teker
çağırır. Böylece hepsi yukarı çıkarlar ve meleklerin nuru ile Cebrail (a.s)’in
kanadının nuru birleşir. Bunun üzerine Cebrail (a.s) ve beraberindeki o
meleklerin tümü, o gün dua, rahmet ve mü'minler ile Ramazan orucunu, sevabını
Allah’tan umarak tutan herkese istiğfarda bulunmak için, güneş ile dünya seması
(birinci gök) arasında du-rurlar. O günün akşamında da, dünya sema-sına
girerler ve halka halka otururlar. Derken yanlarına, bu semanın melekleri de
gelir ve onlara dünyadaki erkek kadın insanları tek tek sorarlar. Hatta
"Falanca ne yapıyor, onu nasıl buldunuz" derler. Sidre melekleri de,
"O falan-cayı ilk yıl âbid olarak bulmuştuk. Fakat bu yıl bidatçi olarak
bulduk. Falanca ise geçen yıl bi-datçi idi, bu yıl âbid olmuş" derler.
Bunun üzerine gök melekleri birinciye dua etmeyi bırakır, ikinciye dua etmeye
başlarlar. Yine Sidre melekleri, "Falancayı Kur'ân okurken, falancayı
rükûda, falancayı secdede bulduk. Bu insanların geceleri ve gündüzleri hep
böyle" derler.
Sidre melekleri sonra ikinci göğe çıkarlar ve ta Sidre'ye
varıncaya değin, her gökte, birinci gökte yaptıklarını yaparlar. Sidre'ye varınca
o, bunlara, "Ey sakinlerim, bana
insanlardan bahsedin. Çünkü benim sizde hakkım var ve ben, Allah'ı sevenleri
severim" der."
Ka'bûl-Ahbar sözüne
şöyle devam eder: "Bu melekler Sidre'ye, dünyadaki erkek-kadın her şahıs,
isimleri ve babalarının isimleriyle tek tek sayıp anlatırlar. Sonra da bu
haberler cennete ulaşır. Bunun üzerine cennet "Allah'ım, onları çarçabuk bana gönder" diye dua eder.
Sidre ve melekleri "Âmin âmin" derler."
Bundan anlaşıldığına göre şimdi biz
diyo-ruz ki: Cemaat ne kadar kalabalık olursa, ora-ya rahmetin inişi de o
nisbette çok olur. İşte bu yüzden, en büyük kalabalık Arafat'ta vakfede
bulunur. Şüphesiz Allah'ın rahmetinin oraya ini şi de, o nisbette çok olur.
Aynen bunun gibi, Kadir gecesinde de mukarreb meleklerin bir araya gelip, büyük
bir cemaat oluşturmaları söz konusudur. Binaen aleyh o gecede Allah 'ın
rahmetinin inişi de o nisbette çok olmuştur. (Tefsiri Kebir: Kadir s.)
| < Önceki | Sonraki > |
|---|









