EN FAZİLETLİ İLİM...
«el-Mültekat» ile diğer kitaplarda beyan edildiğine göre İmam Muhammed: «Bir kimsenin şiir ve nahiv ile şöhret bulması lâyık değildir; çünkü şiirin sonu dilenmeye, nahvin sonu da çocuk okutmaya varır. Hesapla şöhret bulması da gerekmez; zira sonu yer ölçümüne varır. Tefsir ile şöhret bulması da öyledir. Çünkü sonu vâizlik ve hikâyeciliğe varır. Bilâkis kişinin ilmi, helâl ve harama ve bilinmesi zarurî olan ahkâma dâir olmalıdır», demiştir.
EDİTÖR:
Yani dinin ayakta durduğu fıkıh ilminden bahsediyor. Mezhebimizin büyük fakihi olan İmamı Muhammed r.a haram ve helal hakkında 200 bin mesele tertiplemiş ve kitablarına yazmıştır. Onları öğrenmek bazıları için farzı ayın, bazılarımız için farzı kifayedir.
İnsanların muhtaç olduğu fetva mercisi olan zatların yetişmesi için bu ilmin öğrenilmesi farzı ayın olur. Hiç kimse fıkhı bimese, bu durumda herkes günahkar olur, bazıları alim olursa diğer insanlar da vebalden kurtulmuş olur. o halde evlatlarımızı evvela mutlak surette fıkıh ilmine verelim, alim olmasına çalışalım. eğer başaramazsa en azından dinini çok iyi bilmiş olur, dünya işine girerse kaliteli bir esnaf veya tüccar olur.
Fıkıhtan kendimizle alakalı ilmi bilmek te farzı ayın olur. Bakkalın, tüccarın, sanatkarın, işçinin, kiraya verenin, kiralayanın v.s. bütün meslek sahiplerinin kendi işiyle alakalı fıkhı bilmesi de onun üzerine farzı ayındır. Hanımlar hayız meselesini bilmese, hayızlanınca ne yapacağını bilmese, kendisi de ana babası da mesul olur. Diğerleri de buna göre kıyas edile....
Artık bu günkü okulların üniversitelerin basının halini siz anlayın, iş nereye döndü, bu halde kalkıp Allahın rahmetini istiyoruz, hangi yüzle! İyiki başımıza taş yağmıyor....
| < Önceki | Sonraki > |
|---|









