.

.

E-posta Yazdır PDF

Kur anla Sapan ve Saptıranlar - 2

patlama.jpgKUR’ANI KENDİ GÖRÜŞÜYLE TEFSİR ETMENİN FECAATI !!!

2. Misal:

prof. A. Bayındır’ın sitesinden… Hayızlı kadınların oruç Tutması hakkında…

<<<Muâze dedi ki, Aişe’ye sordum, dedim ki:

ما بال الحائض تقضي الصوم ولا تقضي الصَلاة ؟ فَقَالَتْ: أحَرُورِيَّةٌ أنْتِ؟ قلت لست بحرورية ولكني أسأل. قالت كان يصيـبنا ذلك فَنُؤْمَرُ بقَضَاءِ الصَّوْمِ وَلا نُؤمَرُ بِقَضَاءِ الصَّلاةِ.

“Neden adetli kadın oruç tutuyor da namaz kılmıyor?”

“Sen Harûriyye misin?” dedi. “Hayır, Harûriyye değilim ama soru soruyorum” deyince şöyle dedi: “Bizim başımıza bu olay gelince orucu tutmamız emredilirdi ama namazı kılmamız emredilmezdi.”

İnsanları yanıltan kazâ (قضى) kelimesidir. (((Aslında kendisini yanıltmış ta haberi yok.)))  Bu kelime, Kur’an ve Sünnette ibadetler için kullanılmışsa “eda” yani ibadeti zamanında yapma anlamındadır. ( فإذا قضيتم مناسككم) “Hac ibadetini tamamladığınızda” (فإذا قضيتم الصلاة) “namazı kıldığınızda” demek olur.

El-Feyyûmî (ö.770/1368-69) şöyle demiştir: “Alimler, ibadetlerde kazayı, vaktinin dışında yerine getirilen, edayı da vaktinde yerine getirilen için kullandılar. Bu, kelimenin sözlük anlamına aykırıdır ama iki vakti ayırmak için oluşturulmuş bir terimdir.”

Aişe validemiz zamanında böyle bir terim olmadığı için onun kullandığı (قضى) kelimesine eda anlamı vermek gerekir.>>>

Cevabımız:

C- Soruyu soranın sözünden Haruriyye –harici- olduğu anlaşıldığından Aişe validemiz onu ikaz etmiştir. Zira hariciler hayızlı kadının namazı kaza etmesini emrederlerdi. Yani soru soran harici olsaydı –orucu kaza ediyorsunuz da namazı niçin kaza etmiyorsunuz- demiş olacaktı. Fakat harici olmadığından, aradaki farkı anlamak için sorduğunu söylemeye mecbur oldu. Cevabında Aişe validemiz böyle emredildiğini beyan etti. Nasıl emredildi? Bayındırın mana verdiği gibi değil, bilakis namazın kazası olmayacak, orucun kazası olacaktı. İşte onun muktedasının ibaresi:

<<<İbni Teymiyyenin kendi ibaresi:

كتاب شرح العمدة في الفقه لابن تيمية الحراني - (ج 2 / ص 223)
عن معاذة العدوية قالت سألت عائشة فقلت لها ما بال الحائض تقضي الصوم ولا تقضي الصلاة فقالت أحرورية أنت فقالت ليس بحرورية ولكني أسأل فقالت كنا نحيض على عهد رسول الله صلى الله عليه وسلم فنؤمر بقضاء الصوم ولا نؤمر بقضاء الصلاة ومعنى قولها أحرورية أنت الانكار عليها أن تكون من أه حروراء وهي مكان ينتسب إليه الخوارج وإنما قالت ذلك لأن من الخوارج من كان يأمرها بقضاء الصلاة لفرط تعمقهم في الدين حتى مرقوا منه

İbni Teymiyye’nin Umde kitabının şerhi: Muazetu-l Adeviyye’den; Aişe’ye sorarak dedim ki; hayızlının hali nedir? Orucu kaza ediyor, namazı kaza etmiyor!

Dediki: Sen Haruriyyemisin? Dedim ki: Haruriyye değilim, lakin soruyorum.

Dedi ki: Biz Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem zamanında hayızlanırdık, orucun kazasıyla emredilirdik, namazın kazasıyla emredilmezdik.

İbni Teymiyye’nin şerhi şöyle devam ediyor: Haruriyye misin sözünün manası, kadının haruriyyeden olmasını inkar etmesidir. Orası haricilerin sığındığı bir beldedir. Aişe validemizin böyle söylemesi şundandır ki, haricilerden bazıları (hayızlı) kadının namazı kaza etmesini emrederdi, dinde ifrata gittiklerinden; hatta bu yüzden dinden çıktılar. 

Kitabtaki ibarenin devamı şöyle:

وقال النبي صلى الله عليه وسلم أليست إحداكن إذا حاضت لم تصل ولم تصم قلن بلى متفق عليه

Nebi sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: “Sizden biriniz hayızlanınca  namaz kılmaz, oruç tutmaz değilmi? Kadınlar: Evet, dediler.

Bu açıklamalarıyla da ibni Teymiyyenin kitabında, namaz ve orucun tutulmayacağı beyan edilmiş oldu, burda muhayyerlik belirtilmedi. >>>

Burda verilen mana, namazların kaza edilmemesi ve oruşların kaza edilmesi şeklindedir, zira hem şerhi hem de sonradan zikredilen –“Sizden biriniz hayızlanınca  namaz kılmaz, oruç tutmaz değilmi? – hadisi şerifin açıkça ibaresi, kadınların hayızlı iken namaz kılmadıkları ve oruç tutmadıklarıdır. İsterse orucunu tutma hakkı yoktur.

Kitabının devamında…

<<< “Özürlü kadının hayzı gelse, namazı ve orucu bırakır ki bunlar üzerine vacib olmuştu. Borçlunun üzerine borcu ödemesinin gerektiği gibi, sonra kaza edileceğini zikrediyor ve bunun için zimmetine ibadetin yerleşmesinin şart olduğunu beyan ediyor. Kanı kesilince mezhebten bilinen fetvaya göre orucunu tutar, cünübün oruç tutmasının sahih olduğu gibi. Taharet (abdest, gusül) oruç için şart değildir, ama namazı sahih değildir.”  >>>

Malum prof, güya ibni Teymiyyenin ayete verdiği manaya dayanmak istedi ama, fazla araştırmacı olmadığından veya millet zaten cahil kim bilecek deyip fazla tetkik etmeden (belki de bu durum, ibni Teymiyye ‘ye atılan bir iftiradır…? ) hemen kendini zeytinyağı gibi su üzerine çıkartarak, kaza kelimesinin ayetteki gibi –eda- manasında olduğunu isbata çalışıyor. Be adam, diğer bütün tefsirlerde o iki ayetteki kaza kelimesi zaten eda manasında manalandırılmış, hiçbir müfessir oraya kaza manası vermemiş, hepsi “namazı eda ettiğinizi zaman”, “hac vazifelerinizi eda ettiğiniz –tamamladığınız- zaman” diye manalandırmış. Nerden oluyor da, eski alimler kaza ile eda kelimelerinin hangi manaya kullanıldığını bilememişler, dersin? Bu iftiranın vebalini ahırette nasıl ödeyeceksin???

Yani şu iki ayetteki kaza kelimesi veya başka nasslardaki kaza kelimesinin –eda- manasında kullanılması, Aişe validemizin rivayetindeki oruç meselesindeki kaza kelimesinin kaza manasında kullanımına mani değildir, zira orası ile diğerleri birbirine kıyas edilemez, çünkü hayızlının orucu hakkında ayrı nasslar (hadisi şeriflre) vardır. Mesela –“Sizden biriniz hayızlanınca  namaz kılmaz, oruç tutmaz değilmi? Hadisi şerifi bunlardan biridir. Dolayısıyla Aişe validemizin rivayetinde geçen kaza kelimesini aynen kaza diye manalandırmak vacibtir, aksi takdirde ümmetin ekser alimlerine muhalefet edilmiş, haricilere kayılmış olur ki bu vebali kimse taşıyamaz.

Ayrıca; Hayız meselesinde aklın kesin çözüme varamayacağını bilmek gerekir, bu yüzden Fethul Bari’den (Buhari Şerhi) bir alıntıyı aktaralım: 

فتح الباري في شرح صحيح البخاري لابن رجب الحنبلي - (ج 3 / ص 48)

“Muhakkak Buhari, kitabında –oruç bahsinde- Ebi Zenad’dan şu rivayeti zikretmiş. =Muhakkak sünnetler ve hak vecihleri, ekserde görüşün hılafına gelir. Müslümanlar ona tabi olmaktan ayrılamazlar. Bunlardan biri de hayız meselesidir ki, oruçlu kadın hayızlansa orucunu kaza eder, namazını kaza etmez. Bu, delalet ederki şu husus re’y/görüşle idrak edilen bir husus değildir.  Aradaki farkın anlaşılmasına görüş/akıl yol bulamaz.=

Halis akıl sahibleri böyle söyleyip acizliklerini itiraf ederken, bizim yeni müçtehidler meseleyi akıllarıyla çözmeye çalışıyorlar ama battıkça batıyorlar da haberleri yok.

Bakınız Tefsiri Kur’an da şu açıklamalara: تفسير القرآن للعثيمين - (ج 15 / ص 3)

<<Bu hikmettir, zira biliyoruz ki Allahu teâlâ hakimdir, bey’ ile riba arasını ayırmıştır. Bey’i (alış-veriş) helal etti, ribayı (faizi) haram etti. Birisi şöyle derse: Niçin böyle? Deriz ki: Allahu a’lemu (en iyisini Allah bilir), Allah hakimdir.  İşte bundan dolayı kadının biri Aişe’ye (r.anhâ) sorunca, Ey Mü’minlerin annesi! Hayızlının hali nedir! Orucu kaza ediyor? Yani: Ramazanda hayızlanınca.  Namazı kaza etmiyor?

( ما بال الحائض تقضي الصوم - يعني إذا حاضت في رمضان - ولا تقضي الصلاة؟)

Sualde bir müşkil var. Hayızlı ramazanda iftar edince onun üzerine orucunu kaza etmesi niçin lazım geliyor? Namazı terk edince, kazası lazım gelmiyor. Hakbuki her ikisi de farzdır.

Aişe r.anhâ validemiz ona dedi ki: “Bize bu hal isabet ederdi, orucun kazası ile emredilirdik, namazın kazası ile emredilmezdik.” 

Aişe r.a. validemiz burda hikmetle delil getirdi, zira biz biliriz ki Allahu teâlâ hakimdir, kadının üzerine namazı değil de orucu kaza etmeyi vacib etmesi, ancak hikmettendir. Lakin bizler bazen bu hikmeti bilebiliriz, bazen bilemeyiz. Faizin haram edilmesi ve alış verişin helal edilmesi de böyledir. (Hikmete mebnidir.) Zira bu yüzden (hikmetini herkes anlamadığı için) kafirler dediler ki “Alış veriş te faiz gibidir.” Allahu teâlâ onların sözlerini red ederek: “Allah, bey’i helal etti, faizi haram etti.” Buyurmuştur.

                                                                                             Devamı gelecek.... 

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.