Çünkü hadisi şeriflerde Rafiziler hakkında çok şiddet-li tehditler vardır.
Ne olaydı ki onlar Rafizilik sözünün manasından sakınıp Peygamber Efendimizin ashabından teberri etmesey diler. Hind beldelerin Hanud’u (yani mecusileri) Rafiziler gibi kendilerine Hanud ismini verirler, küfürden sakınır¬lar, kendilerini kafir kabul etmezler. Zan ederlerki kafirler darül harbte bulu¬nanlardır. Yani (kendileri değildir).
Bu anlayışlarında hataya düştüler. Aksine her iki sınıf kafirdir, küfrün hakikatiyle tahakkuk etmişlerdir. Sanki bunlar (Rafiziler) Peygamber Efendimizin Ehli beytinide kendileri gibi olduğunu zan ederler.
Bunlar Ehli Beytin kendileri gibi Ebu Bekir ve Ömer'e (r.a.) düşman olduğunu tahayyül ederler. Bu taife Ehli Beyt'in büyüklerine takiyye hükmü verip, onların mü-nafıklık, aldatmaca yaptığını zanederler. (Takiyye: Düş-mandan gibi görünmek.)
Zan ederlerki Ali (r.a.) diğer üç hülefai Raşidîn ile otuz sene müddetince takiyye üzerine nifak arkadaşlığı yap-mış ve onlara haksız yere tazim ve hürmet etmiş. Bu ne bi-çim muamele ve ne biçim güzellik.
Eğer Efendimizin'in ehli beytine muhabbet Resu- lullah'a (s.a.v.) muhabbet vasıtası ile ise aynı şekilde bunla- rın Resulullah'ın düşmanlarına, düşman olmaları lazımdır. Ve onlara Ehli Beyt'in düşmanlanndan daha fazla sövmeleri ve lanet etmeleri lazımdır.
Bu taifenin hiç birinden, Resulullah'ın en şiddetli düş-manı olması, ve Resulullah'a çeşitli eziyet ve cefalarla ezi-yet etmesiyle beraber Ebu Cehil hakkında sövmek ve lanet etmek işitilmemiştir. Bunlardan hiç birisi, buna eşit bir şeyi zikr etmekle lisanını kımıldatmadı. Ebu Bekir Sıddık o zattır ki Resülullah (s.a.v.)'e erkeklerin en sevgilisidir. Onu, fasit anlayışlarıyla Ehli Beyt'e düşman zan ederler.
Ve dillerini O'na taan ve sövmekle uzatırlar. O'na mü-nasip olmayan şey¬leri nisbet ederler. Bu nasıl din ve diya-nettir. Ebu Bekir, Ömer ve sair eshabı kiramın Resulullahın Ehli Beyt'ine düş¬man olmalarından, Onlara buğz edici olma larından, Muhammed'in (s.a.v.) Âline düşman olmaların- dan Allah saklasın. (Amin) (Böyle inanmaktan.)
Keşke insaf elbisesinden soyulan şu Rafiziler, ashabı kiramın büyüklerinin isimlerini belirtmeksizin Ehli Beyt düşmanlarına sövseydiler, ve din büyüklerine su-i zanni izhar etmeksizin sövseydiler bu takdirde bu meselede Ehli Sünnete olan muhalefetleri kalkardı. Çünkü aynı şekilde Ehli Sünnet, Ehli Beyt düşmanlarına düşmanlık ederler. Ve o düşmanlar hakkında taan ve ayıplamaya hükm ederler.
Ehli Sünnetin güzelliklerindendir ki küfrün her çeşi-diyle ibtila olup küfre bulaşan muayyen bir şahsın ce-hennemlik olduğuna hükm etmezler. Onun üzerine laneti -söylemeyi- ömrünün sonunda tevbesi ve İslama girmesi ihtimali olduğu için cevaz vermezler.
Ancak mutlak olarak kafirler üzerine laneti söylemeyi cevaz verirler. Onlardan muayyen bir şahsın sü-i hatime ile (küfür ile) öldüğü katî delille bil¬inmedikçe ona laneti söyle-meyi cevaz vermezler. Rafizîler çekinmeden Ebu Bekr ve Ömer Radıyallahu Anhümaya lanet ederler. Ashabın bü-yüklerine söverler. Sakınmadan onlara ta'n ederler. Allah onları sıratı müstekîme hi¬dayet etsin.
Bu bahiste Ehli Sünnet ile muhalifler arasında iki makamda büyük ihti¬laf vardır.
Evvelki makam: Ehli Sünnet dört halifenin hila-fetinin hak olduğu ile hükm eder. Bunların her birerleri için hak halife derler. Çünkü hadisi şerifde gaybi haberlerden gelen sahih hadis şerifte şöyle varid oldu. "Benden sonra hilafet 30 sene kadardır." Bu müddet Hz. Ali'nin hilafetiyle tamam oldu. Bu hadisi şerifin iktizasıyla bu dördünden her biri hak halife olmuş olur, hilafetlerinin tertibi hak üzere olmuş olur.
Muhalifler üç halifenin hilafetinin hak olduğunu inkar ederler. Onların hilafetini taassub ve galebeye (üstün gel-mek) nisbet ederler. Hz. Ali'den başkasına hak imam olarak itikad etmezler.
Hz. Ali'den üç halife için vaki olan bey'atı (Halifenin elini tutup kendisine itaat hususunda söz vermek) takiyye üzere haml ederler. Ashabı kiram arasında vaki olan sohbeti (arkadaşlığı) nifak sohbeti zan ederler. Aralarında olan mudarayı (birbirini hoş görmek) hilebazlık tasavvur ederler. Bu fırka zannınca Hz. Ali muhalifleriyle beraber takiyye hükmü ile nifak sohbeti üzere (yaşamış) lisanlarıyla kalble-rindekinin hilafını açıklamışlar.
Hz. Ali'nin muhalifleri bu taifenin zannınca Hz. Ali'-nin ve onun muvafıklarının ve ahbablarının düşmanı olunca, bu taife onlara nifak yolu üzere ahbablık ettiler. Düş manlığı dostluk suretiyle açıkladılar. Bunların fasid zannı üzere Resulullah (s.a.v.) ashabının tamamı münafıklar, hilebazlar, içlerinde olanın hilafını açığa çıkarıcılar olur. Bu fırkanın indinde bu ümmetin en şerlileri Ashabı kiram olur.
Sohbetlerin en şerlisi, habîsi, Hayrul Beşer -Sallallahu Aleyhi ve sellemin sohbeti olur. Çünkü o sohbetten bu gibi kötü ahlak ortaya çıktı. Asırların en şerlisi ashabın asrı olur. Çünkü o asır nifak, adavet, buğz, hilebazlık dolu olduğu için.
Halbuki Allah Teala yüce kelamında Ashab hakkında "Kendi aralarında çok acıyıcıdırlar" (Fetih süresi) bu-yurdu.
Bunların bu kötü ahlakından, noksan sıfatlardan mü-nezzeh olan Allah bizi korusun. (Amin).
Ümmetin evvelkilerini bu kötü ahlak ile vasıflanıcı yapınca; sonra gelen¬lerde hayır nasıl bulunsun, sanki bu taife, hayrul beşer (s.a.v.)nı sohbetinin fazileti, Ashabı ki-ram'ın fazileti, şu ümmetin hayırlı olması hakkında gelen Kur'an ayetlerini ve Peygamberimizin (s.a.v.) hadisi şerifle-rini görmediler. Veya gördüler de bunlara inanmadılar, bunları tasdik etmediler.
Kur'an ve Hadisi şerif, bize ancak Ashabı kiramın tebliğiyle ulaştı. Ashabı kiram'a dil uzatılıp taan edilince, onların vasıtasıyla ve onların yolundan bize ulaşan din de çaresiz taan edilmiş olur. Böyle inan¬maktan, Allahu Teala- ya sığınırız.
Umulur ki bu taifenin (Rafızi) maksadı, dini iptal Sallallahu Aleyhi ve sellem’in şeriatını inkardır. Zahirde Resulullah'ın Ehli Beyt'ine muhabbeti açık¬larlar, hakikatten onu (s.a.v.)'ın şeriatını iptal ederler.
Keşke bunlar Ali'yi ve muvafıklarını tasdik ettikleri halde bıraksaydılar. Onları takiyye alametiyle alametlen dirmeseydiler, öyle takiyyeki nifak ve hile ehlinin alame-tindendir.
Ali’ye muvafık olan veya muhalif olan cematte hangi hayır bulunsun ki bazısı bazısına otuz sene boyunca nifak ile arkadaşlık etmiş, hile ve hud'a ile yaşamışlar. Onlar üze-rine itimad nasıl layık olsun. (Bu itikad islam dışıdır.)
| < Önceki | Sonraki > |
|---|








