1. Cilt., 259. mektubtan.
Eğer dersen, dağ başlarında yaşayan, puta tapınan kimseler
ebedi olarak cehennemde kalmazlarsa, zaruretle cennette olmaları gerekir ki bu
da caiz değildir. Zira müşriklerin cennete girmeleri haramdır. "Onların
varacağı yer ateşdir."
Allahu teala İsa Aleyhisselam'dan (Peygamberimiz ve o'nun
üzerine salat-selam olsun) rivayetle buyurdu, "Kim Allah'a şirk
koşarsa, muhakkak Allah ona cenneti haram kılmıştır, varacağı yer
ateştir."
Cennet ve cehennem
arasında vasıta koymak ta sabit değildir. A'raf ashabı bir müddet sonra cennete girecektir. Ebedi
kalmak ya cennette veya cehennemde olacaktır.
Derim ki bu sual, cidden zordur. Rüşd üzere olan evladım
bilir ki kendisi bu suali tekrarlı olarak bu fakire uzun müddet sordu, yeterli
cevap alamadı. Futuhat-ı Mekkiyye sahibinin, bu sualin halli hakkında dediği,
'şu topluluğun kıyamet gününde davet edilmesi için peygamber gönderileceği ve
inkarları veya ikrarları hasebince cennet veya cehenneme girmeleriyle
hükmedileceği' bu fakir katında güzel değildir. Zira ahıret, ceza yurdudur,
teklif yeri değildir ki orda peygamber gönderilsin.
Uzun müddet sonra, Hak celle sultanuhu'nun yardımı hidayet
edici delil oldu, şu muamele çözüldü ve açıldı; şu cemaat ne cennette ve ne de
cehennemde ebedi kalmazlar, bilakis ahırette diriltildikten sonra hesap yerinde
suçları kadar ceza ve azab edilirler, haklar onlardan alınır, sonra mükellef
olmayan hayvanlar gibi mutlak yok ve sırf hiçbir şey yapılırlar. Kim ebedi
olacak, kim mükellef olacak.
Şu garib marifeti peygamber aleyhisselamalardan bir gurubun
huzurunda arzedince, hepsi onu tasdik edip kabul ettiler. İlim Allahu sub-hanehu
ve teala katındadır.
Peygamber aleyhisselamların açık tebliği olmaksızın, Allahu
teala'-nın rahmeti ve acımasının mükemmel olmasıyla birlikte, kendinde hata ve
yanlış olma ihtimali cidden çok olan sırf akıl ile, Hak subhanehu ve tealanın
kulunun ebedi olarak cehennemde kalması ve azabının sürekli olması ile
hükmetmek, cidden bu fakire ağır gelmektedir. Aynı şekilde şirk bulunmasıyla
birlikte cennette ebedi kalacağı ile hükmetmekte, bu fakire ağır gelmektedir.
Bu durum Eş'ari Mezhebinde lazım geldiği gibidir. Zira cennet ve cehennem
arasında vasıta olmadığına hükmettiği için.
Doğrusu geride geçtiği gibi, muhasebe ile haklar alındıktan
sonra yok edilecekleri şeklinde bana ilham edilendir.
Bu, darul harbte ölen müşriklerin çocuklarının hükmü hakkında,
bu fakire göre aynı hükümdür. Zira cennete girmek, imana bağlıdır. Ya asıl
olarak veya tabi olarak, islam diyarına
tabi olarak olsa da. Zimmilerin çocukları hakkında olduğu gibi. Mutlak olarak
iman onlarda yoktur. Cen-nete ve cehenneme girmeleri tasavvur edilemez. Ebedi
olarak cehennem-de kalmak, teklif sabit olduktan sonra şirk koşmaya bağlıdır.
Bu durum da onlar hakkında yoktur. Onların hükmü, hesap için diriltildikten ve
haklar alındıktan sonra yok edilen hayvanların hükmüdür. Bu, aynen resullerin
fetreti dönemindeki, kendilerine bir peygamberin davet tebliği ulaşmamış müşriklerin çocukları hakkındaki hükümdür.
Ey Evlad! Bu fakir, her ne zaman düşünüp nazarını
derinleştirdiği zaman, Peygamberimizin (üzerine salat-selam olsun) davetinin
ulaşmadı-ğı bir mahal bulamıyor. Bilakis sallallahu aleyhi ve sellem'in davet
nuru, her mahalle güneşin nuru gibi
ulaşmış; hatta sed arkasındaki Ye'cüc ve Me'cüc'e bile. Hem de eski ümmetlerde
kendisine peygamber gönderil-meyen bir arazi
bulamıyorum, hatta Hind arazisi ki bu muameleden uzak görülür. Hind
ehlinden gönderilen Peygamberi buluyorum, Hak celle şanuhu'ya davet ediyor.
Bazı Hind beldelerinde, şirk karanlıkları içinde Peygamber aleyhisselamların
nuru müşahede ediliyor, parlayan meş'ale gibi. İstesem o beldeyi tayin ederim.
Bir peygamberi, davetini hiç kimsenin tasdik
etmediğini görüyo-rum, diğer bir peygambere bir şahıs iman etmiş, diğerini iki
kişi tasdik etmiş, bazısını üç kişi tasdik etmiş. Hind beldesinde, peygamberine
üç kişiden fazla iman edene bakışım vakı' olmadı. Tâbisi dört kişi olan nebi
görmedim.
[1] Fetret devri: Peygamber gelmeyen
dönem. Bu dönem, İsa aleyhisselam ile peygamberimizin s.a.v. arasındaki
kesinti dönemidir. Bunların hükmünde ihtilaf olunmuştur. İmamı Rabani k.s.
ikinci bin yılın müceddidi olduğundan itikad konusunda içtihad edecek derecede
olduğundan bu hususu yukardaki şekilde açıklamıştır. Bazılarının dediği gibi,
avrupanın günahsız masum (savaşa
karışmayan) ları, cennetlik değildir. Onlar islamı duydukları halde papazlarının etkisinde kalarak iman etmemişlerdir, aynen Hirakliyus dönemi gibi. Ona tebliğ ulaştığı halde kabul etmedi, halkı da kabul etmedi. netice iki misli azaba düçar oldu.
| < Önceki | Sonraki > |
|---|








