82. MADDE:
Manası: Şarta bağlı olan şeyin, şart sabit olunca sabit olması vacibtir. (1)
Bir şarta bağlanan şey, bağlandığı şart tahakkuk etmeden evvel yok hükmündedir. Eğer o şey şart sabit olmadan evvel sabit olsa, bu durum şart olmadan meşrutun mevcut olmasını gerektirir ki bu imkansızdır.
Muallak: Bir cümlenin mazmununun husulünü, diğer cümle nin mazmununun husulüne bağlamaktır.
Evvelkiye –şart-, ikinciye –ceza- denir.
Talikin hasıl olması için, talik edilen şeyin yok olup meyda-na gelebilmesi mümkün olan bir şey olmasıdır. Bu yüzden mevcut bir şeyin taliki yapılsa, bu talik tenciz (geçerli kılmak) olarak itibar edilir.
Misali: Bir kişi, başkası için “Benim senin üzerinde alaca-ğım varsa, seni
Filancı, senin şu malını, bana şu kadara sattı, dese, diğeri de o şekilde sattıysa bende izin verdim, dese, o malın söylendiği şekilde satıldığı sabit olursa, verilen izin sahihtir.
Vakı’ olması imkansız şeye bağlanan talikler batıldır.
Birisi, başkasına hitaben dese: “Filancı sana olan borcunu ödemezse, ben onu ödemeye kefilim.” Bununla şarta bağlı kefalet sabit olur, bu sebeble kefil olan borçla taleb olunur.
Akitlere uygun olan şartlara bağlamak sahih olur, eğer akitlere uygun olmazsa fasit olur. Bu akitler, vekalet, ticarete izin, kadıyı görevden azletmek, kefalet, kefaletten beri etmek, satış-tan sonra şuf’ayı teslim etmek, vasıyyet ve havale gibi.
Misal: Müvekkil vekiline dese: “Seni her ne zaman azleder-sem sen vekilimsin.” Her ne zaman azlederse yine vekalet akti münakit olur.
Sefihin velisi, “Halin salaha ulaşınca ticaretine izin verdim.” derse, sefihin hali salaha ulaşınca izinli olmuş olur.
Sultan birine derse: “Filan beldeye ulaşınca oraya seni vali tayin ettim veya kadı tayin ettim.” Şarta bağlanan hüküm, şart meydana gelince tahakkuk eder.
Şartın uygun olmadığı akitlerde talik sahih olmaz. Mesela: Rüzgar esince veya filancı falancının evine girince, sen benim vekilimsin, dese, şart tahakkuk etse de hüküm sabit olmaz.
Talikin caiz olmadığı akitler: Satış, icare, ödünç verme, kiralama, hibe, sadaka, akde izin verme, ikrar, borçtan ibra, mal üzerine sulh, müzaraat, müsakat, vakıf, tahkim, ikale, satıştan evvel şuf’ayı teslim, ayıp muhayyerliği ile satışı ret hakkını iptal, şart muhayyerliği ile satışı ret hakkını iptal, vekil azletmek, me’zunu men etmek.
Mesela: Bir kişi başkasına dese: “Filancı seferinden gelin-ce, şu evimi şu kadar liraya sana sattım veya kiraya verdim veya onu sana hibe ettim.” Bu akitlerden biri sahih olmadığından, bunların hiç biri geçerli olmaz.
“Filancı gelirse, veya bana şu kadar para borç verirsen, veya yarın bana elli lira vermezsen ben sana ikiyüz lira borçlu-yum.” dese, bu borç sabit olmaz, şart sabit olsa da.
Müstesnalar:
Birisi “Ben ölürsem sen bana olan borcundan berisin.” dese, bu sözü vasıyyete hamledilir ve (o miktar veya daha fazla kalan malı varsa) o kişi borçtan beri olur.
Birisi “Filan ayın başında veya Peygamberimizin doğum gününde ben sana şu kadar borçluyum.” dese, bu sözü müeccel bir borcu ikrara hamledilir ve vakit geldiğinde ödemesiyle emre-dilir.
İleriye dönük zamana izafeti sahih olan akitler: İcare, icareyi fesh, müzaraat, müsakat, mudarebe, vekalet, kefalet, vasıyet, vasıy tayini, kaza, imaret, vakıf, iare, muhayyerliği iptal.
Mesela: Binamı sana yarından itibaren bedeliyle kiraya verdim, demesiyle kira akti sahih olur.
Filan tarihten itibaren bahçemde ziraat etmen üzere sana kiraya verdim, sözüyle de ziraatçılık akti sahih olur.
İlerki zamana izafeti sahih olmayan akitler: Satış, satışa izin vermek, satışı feshetmek, taksim, şirket, hibe, mal üzerine sulh, borçtan beri etmek.
Misal: Gelecek ayın başı itibarıyle şu şeyi sana sattım demekle, satış akti sahih olmaz.
(1) Bu kaidenin arağçası: اَلْمُعَلَّقُ بِالشَّرْطِ يَجِبُ ثُبُوتُهُ عِنْدَ ثُبُوتِ الشَّرْطِ
83. MADDE:
يَلْزَمُ مُرَاعَاةُ الشَّرْطِ بِقَدَرِ اْلاِمْكَانِ
Manası: İmkan miktarınca şarta riayet lazımdır.
Meşru’ olan ve aktin gereğinden olan bir şarta mümkün oldukça riayet edilir, fasit ve lağv olan şartlara riayet edilmez.
Şartlar
üç kısımdır: Caiz olan, fasit olan ve lağv olan. Burda riayet edilen
şart caiz olanıdır, yani şer’i şerife uygun olanı dır. Bu kaidede
zikredilen şart, kendisinde şart edatı olmayan-lardır. Şart edatı
olanlar, geri de talik kaidesinde geçmişti.
Satışın iktizasından olan şartla yapılan satış geçerli olup şart itibar edilir.
İcarelerde akit yapanların getirdiği şartlara itibar edilir.
Emanetlerde emanete faideli olan şartların icrası mümkün olursa onlara itibar edilir.
Ortaklıkta mal sahibinin koştuğu şartlara riayet edilir.
Vakıflardaki şartlar nass gibi olunca, onlara riayet vacib olur; ancak şartın şeriata uygun olması gerekir.
1-
İtibar edilmeyen şartların Misali: Satış aktinde koşulan ve akit
yapanların menfaatine olmayan şart lağv olur, satış sahih olur.
Mesela:
Atını birisine satsa ve bunu kimseye satmayaca-ğını şart koşsa, satış
sahihtir, şart lağvdır. Müşteri aldığı atı istediğine satabilir.
Vekalet, karzı hasen, hibe, sadaka, rehin, vasıy tayini, ikale, me’zunu men gibi akitler bu kısımdandır.
2-
Fasit şartlarla sahih olmayan akitler: Satış, taksim, icare, akte izin
vermek, borçtan ibra, müzaraat, müsakat, vakıf, maldan karşılık olarak
inkardan veya sukuttan veya ikrardan sulh.
Misal: Sana atımı,
kendimin bir ay binmem şartıyla sattım demesi gibi. Bu şart sebebiyle
satış fasit olur, zira bu şart satışa uygun değildir, belki akit
yapanların birinin menfaatinedir.
Evimi sana kiraya verdim, senin
bana şu kadar borç vermen şartıyla veya bir hediye vermen şartıyla,
sözünde yine icare akti fasittir.
84. MADDE:
اَلْمَوَاعِيدُ بِصُوَرِ التَّعْلِيقِ تَكُونُ لاَزِمَةً
Manası: Vaadler, talik suretleriyle lazım olurlar.
Bu durumda, iltizam ve teahhüd (üzerine alma) manası açığa çıkar.
Mesela “Sen filancıya malını sat, eğer parasını alamazsan ben vereceğim.” Dese, müşteri parayı vermezse, vaad edenin vermesi gerekir.
Eğer vaad sırf vaad olursa, yani talik suretinde olmazsa, bu durumda lazım gelmez.
Mesela: Birisi başkasına misli ücretle bir malı satsa, satış tamam olduktan sonra müşteri, satıcıya ücreti geri verirse ikale (anlaşmayı fesh) etme vaadinde bulunsa, satıcı sonradan malı geri almak isteyerek müşteri den ikale yapmasını talep etse, müşteri mecbur değildir, zira şu vaadi, mücerred (taliksiz) bir vaad idi.
Müstesna:
-Vaadi mücerred bir şey lazım getirmez- demiştik, lakin bu hüküm-den, şu mesele istisna yapılır: Birisi başkasına misli ücretten çok düşük fiyatla bir mal satsa, müşteri insanların huzurunda “Satıcı ücreti geri verirse, mebiyi kendisine red edeceğini” vaad etse, bu vaadin yerine getirilmesi vacib olur, zira bu bey-i vefa kabilindendir. Bey-i vefanın hükmü rehin hükmün-de idi, bu yüzden her iki taraf ta fesh edebilir.
| Sonraki > |
|---|








