.

.

E-posta Yazdır PDF

Bid' at Nedir?

gl_at.jpgBid'at Nedir Kaç Kısımdır?

Bid'at: Dinde olmayıp sonradan ilave edilen şey manasındadır. yani: Efendimiz s.a.v ve dört halifesinin zamanında din işlerinde bulunmayıp sonradan din adına yapılan ilaveler-yenilikler.  

Bazı alimler bid'atı ikiye ayırıp hasene ve seyyie demişlerdir. Hasene bid'at: Dinde yapılması alimler tarafından güzel görülen ilavelerdir.

Seyyie bid'at: Dinde ilave edilip alimler tarafında hoş görülmeyen şeylerdir.

Bu iki tarifi iyi incelersek, İmamı Rabbani k.s. Hazretlerine hak veririz, zira o zat derki: Bid'atın hasenesi de seyyiesi de sünneti kaldırır, yani bid'at dene şey, sünneti kaldıran değiştiren şeydir, bunda asla güzellik yoktur. mezheb imamlarının kıyasları, bid'at olmayıp din hükümleri altında bulunan şeyleri ortaya çıkartmaktır, yeni bir şey icat değildir.


 

İşte meseleyi böyle ince eleyip sık dokuyanlar, sünneti tam olarak ihya edenler, gerçek müceddit ve müçtehidlerdir. Bu zaman alimleri üstadları şeyhleri bid'at deryasına gark olmuşlar, sonra da bizde marifet var, ilim var, maneviyyat var deyip kendilerini ve etraflarındaki cahilleri oyalamaktadırlar. Bid'at ile Allah'a vasıl olmak asla mümkün değildir.  bazı manevi hallerin hasıl olması kişiyi aldatmasın, zira riyazat ehli olan yunan felsefesi ve hint yogalarında da böyle gerip şeyler zuhura gelmiştir, onlar istidraçtır -şeytani hallerdir- bunların Allah katında beş kuruşluk değeri yoktur, bilakis bu gibi haller kişiyi Allahu teala'nın rızasından men eder.

BAzı hadisi şeriflerde bid'atın dalalet olduğu ve ehlinin ateşte olduğu şiddetli şekilde bildirilmektedir. Ümmetin yetmiş üç fırkaya ayrılacağı ve sadece ehli sünnetin necat bulacağı hadisi şerifi  de bu meyanda büyük bir ikazdır. Düşünsenize ashabı kiram döneminde -asrı saadette- ehli sünnetten başka gidilen yol tutulan mezheb varmıydı? Hayır, hepsi sünneti resul de ittifak etmek derdindeydiler. Vaktaki ashabı kiram (Allah hepsinden razı olsun, şefaatlerine cümlemizi nail eylesin, hepsini sevmeye muvaffak eylesin), ahırete intikal edip ilim ehli etrafta azalmaya başlayınca, bid'at yolllarının talipleri milleti saptırmak ve bid'atlerini din olarak gösterm gayretine girince (başta mutezile, daha sonra şia), müçtehid imamlar (evvela İmamı A'zam r.aleyh), zuhur edip ilmi Hazreti Ali ve ibni Abbas r.anhuma nın beldesi olan Kufe de cem edip insanlara aktarmaya başladı. Talebeleri görüşlerini zabt ederek kitabları tasnif etmye ve yolu (sünnet yolunu) belirlemek ve insanları başı boş bırakmamak için gayretle ilim halkası teşkil etmeye başladılar. Daha sonra üç mezheb imamları zuhur ederek bulundukları bölgelerde islamı kitaba ve sünnete ashabtan gelen nakillerle tatbik edip açıkladılar. İşte bu zatların yolu mezhebler oldu. Bunların üzerinde ittifak edilidi icma oldu. Bu yolun dışına çıkanlar bid'at yollarına sapmış oldular.

Bid'at ehlinin namazı, orucu, haccı, cihadı, tasarrufu, adaleti kabul edilmeyeceğine dair hadisi şerifler gözardı eedilmesin, onların reklamlı işlerine aldanılmasın, onların islam adına yapacakları bir iş yoktur, yeterki dini yozlaştırmasınlar, yanlış anlatmasınlar. İslam ancak ehli sünnetin anlayışı ve tatbiki ile dünyaya hakim olmuş ve olacaktır. Zaten bu günki islam devleti diye görülen bid'atçı ülkelerin iç halleri yaşantıları ümmete karşı tavırları ahlaki ailevi durumları içler acısıdır. Kimisi ingiliz hayranı olmuş bütün yatırımlarını avrupaya abd ye kaydırmış. Kimisi fransız roma aşığı, kimisi rusya ya bel bağlamış. İslam ittifakını beceremediler, belki de böyle bir dertleri yok, herkesi kendi bid'at görüşlerine sokmaya çalışıyorlar.

Allahu teala, dostları eliyle dünyayı düzene koymuştu, inşaallah yine de ümifimiz  O'nadır, O'nun yardımıyla islam alemi tekrar ehli sünnette birleşir ve hakim olur... 

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.