49. MADDE:
Bir şeye sahip olan, o şeyin zaruriyyatına da malik olur.(1)
Bir bina satınalan, ona götüren yola da sahip olur. Zira yol bina için zaruridir. Bu yüzden bina satılırken yolunu da zikretmeye gerek yoktur.
Bir arsayı satınalan, altına ve üstüne de malik olur, bu yüzden dilediği binayı yapar, kuyu kazar. (Bu gün için belediyelerin uyguladığı imar planı, zarureten geçerlidir.)
(1) Bu kaidenin arapça metni: مَنْ مَلِكَ شَئْاً مَلِكَ مَا هُوَ مِنْ ضَرُورَاتِهِ
50. MADDE:
اِذَا سَقَطَ اْلاَصْلُ سَقَطَ الْفَرْعُ
Manası: Asıl düşünce, fer’i dahi sakıt olur.
Tâbi' ve fer’ olan şeyler, aslın düşmesi ve yok olmasıyla yok olurlar.
Borçludan borcu ibra edilse (silinse), ona kefil olan da borçla sorumlu
olmaktan kurtulmuş olur, zira asıl borçlu kurtulunca, fer’ olan kefil
de kurtulmuş olur. Amma kefil olan kefaletten beri edilse, asıl
borçludan borç düşmez. Zira fer’ düşmekle asıl düşmez.
Bazan da fer’ sabit olur da asıl düşer, misali: Birisi iki kişi
hakkında iddia ederek, birine bin lira borç verdiğini ve diğerinin de
buna kefil olduğunu söylese. Borçlu borcu inkar etse, alacaklı bunu
isbat etmekten aciz kalsa, fakat kefil olan borca kefil olduğunu ikrar
etse, kefil üzerine ikrarına binaen borcu ödemekle hükmedilir; halbuki
burada kefil fer’ idi.
51. MADDE:
اَلسَّاقِطُ لاَ يَعُودُ
Manası: Sâkıt olan geri gelmez.
Bir şahıs, ıskatı ile sakıt olan bir hakkı üzerinden düşürse, daha sonra o hak kendine geri gelmez.
Iskatı kabul etmeyen haklarda, sahibinin onu düşürmesiyle ıskat tahakkuk etmez.
Misal: Bir kimsede olan alacağını ıskat etse(düşürse), sonra fikri
değişip pişman olsa, sakıt olan borç geri gelmez, borçlu olan borçtan
beri olmuştur.
Amma bir şahıs, kendi mülkünde olan yolu veya su hakkını ıskat etmekle
bu hakkı yok olmaz, ancak bu hakkın satılması veya hibe edilmesi
durumunda sakıt olurlar.
Satıcı malı sattığı müşteriden ücretini almadan evvel mebiyi(satılan
şeyi) hapsedebilir, tâki ücretini alsın. Amma ücreti almadan evvel
mebiyi müşteriye teslim etse, sonradan ücreti almak için hapsetmek
gayesiyle mebiyi geri isteyemez, zira sakıt olan geri gelmez.
Bir malı görmeksizin alanın görme muhayyerliği vardır, fakat aldığı
malı görmeden evvel başkasına satsa veya hibe etse veya kiraya verse,
daha sonra malı –görme muhayyerliği hakkı ile- geri vermek istese, bu
hakkı sakıt olduğundan geri gelmez.
52. MADDE:
اِذَا بَطَلَ شَيْئٌ بَطَلَ مَا فِى ضِمْنِهِ
Manası: Bir şey batıl olunca, zımnında olan şeyler de batıl olur.
“Fesada dayanan şey de fasittir” kaidesi de bu kaideye dayanır.
Kaidemizin manası: Zımnen sabit(her hangi bir şeyin kapsamında mevcut)
olan şey, onu zımnında bulunduran (asıl) şey batıl olunca, (zımnen
sabit olan şeyin de) hükmü kalmaz.
Misal: İki hasım, bir hak hususunda sulh edip birbirlerini beri
ettikten sonra, sulhun fasit olduğu anlaşılsa, sulh batıl olduğu gibi,
zımmında vakı’ olan ibra da batıl olur.
Müstesna: Şefi’ ve müşteri, şuf’a hakkı üzerine malum bir bedel ile
anlaşsalar, buradaki sulh sahih olmadığı halde, komşunun satılan
şeydeki hakkı (şuf’a hakkı) nı ıskatı sahih olur.
53. MADDE:
اِذَا بَطَلَ اْلاَصْلُ يُصَارُ اِلَى الْبَدَلِ
Manası: Asıl batıl olunca bedele gidilir.
Aslı ifa etmek mümkün oldukça, mal sahibinin rızası olmadıkça, bedelini
ifa etmek caiz olmaz. Zira aslı ifa etmek eda etmek olur. Bedel ile bir
şeyi ifa etmek, asıl yerine olan şeyi (halefini) ifa etmek olur ki,
asıl varken halefe gitmek caiz değildir.
Mesela gasb edilen mal, gasb edenin elinde mal mevcut ise, aynısını geri verir, aynısı dururken bedelini ödemesi caiz olmaz.
Mesela: Birinden bir şeyi gasbeden kişi, gasbettiği mevcut olduğu halde
mal sahibine onun kıymetini vermek istese, mal sahibi de razı olmasa,
hakimin bedel ile hükmetmesi caiz olmaz. Usul alimleri, gasb edilen
malın aynının geri verilmesini –kamil eda- diye isimlendirirler.
Eğer gasb edilen mal helak olsa ve aynını vermek mümkün olmasa, bu
durumda bakılır; eğer gasb edilen şey misliyyattan ise, gasb edenin
mislini ödemesi emredilir. Buna –misli ma’kul ile olan kaza veya kamil
kaza- denir. Zira misli olan mallar, aralarında suret ve mana
bakımından benzeşirler. Misli olan şeyler kıymette eşit veya çok yakın
olurlar.
Eğer gasb edilen mal kıyemiyyattan ise, gasb eden kıymetini öder. Buna
–kâsır kaza- denir. Zira gasb edilen malın kıymeti olan nakitler, gasb
edilen malın suret ve mana bakımından benzeri değildir.
| < Önceki | Sonraki > |
|---|








