.

.

E-posta Yazdır PDF

Yakîn olarak sabit olan...

105-001.jpg4. MADDE: 
Yakîn/kesin olarak sabit olan şey, şüphe ile yok olmaz.
Yani, kesinlikle sabit olan bir şeyin, hılafına bir delil bulun-madıkça, ona gelen bir şek ve tereddütten dolayı yok olduğuna hüküm verilmez. Yakin, kendi gibi yakin olan başka bir delille zail olabilir.
Şek: Lügatta tereddüttür. Istılahta: fiilin vakı’ olması ve olmaması arasında tereddütlü olmasıdır. Birini diğeri üzerine tercih ettiren bir şey bulunmamasıdır.
İki şeyden birini tercih  mümkün ise, kalb tercih edilen taraf hakkında mutmeinne değilse, tercih edilen taraf zan derecesinde olur, tercih edilmeyen vehim derecesinde olur. Amma kalb, tercih edilen tarafıta mutmeinne olursa zannı galib olur. Zannı galib, yakin derecesindedir.


Yakin: lügatta bir şeyin kararlı olmasıdır. ‘Su havuzda yakin oldu’ denir, yani havuzda yerleşti.
Istılahta yakin: Bir şeyin vakı’ olmasına veya olmamasına dair kesinliğin veya zannı galibin hasıl olmasıdır.
Netice olarak, evvelce sabit olan yakini hüküm, sonradan arız olan şek ile yok olmaz.
Misal: Bir kimse vatanından uzak bir yere sefere gitse, uzun müddet boyunca ondan haber kesilse, hakkında haberin kesilmesi hayatının devam ettiğinde şek hasıl eder. Ancak bu şek, evvelki hayatta oluşu ile hasıl olan yakini ilmi yok edemez. Buna göre o kişinin öldüğüne hüküm verilmez, yakinen öldüğü sabit olmadıkça varisleri malını taksim edemez, hanımı boş olmaz, icare akti fesh edilemez. 
 Diğer bir misal: Bir kişi, başkasına hitaben ‘Zannederim ki benim sana yüz lira borcum var.’ dese, bu ikrarı ile bu kişinin zimmetine yüz lira borç sabit olmaz, zira ikrarı kesin olmayıp zannidir. Asıl olan (yakini olan) zimmetinin beri olması (borçsuz olması) dır.

 4. MADDEDEN HARİÇ OLAN HÜKÜM:
Müşteri, satın alıp teslim aldığı şeydeki ayıbı iddia ederek malı satıcıya geri vermek istese, davalaşma işi ayıp hakkında neticeye varıncaya kadar, müşteri, parayı vermekle zorlanamaz. Eğer ayıbın satıcı yanında olduğu sabit olursa, hakim alış-verişi fesh eder.
Eğer müşteri ayıbı isbat etmekten aciz kalırsa, bu durumda (müşteri) satıcıya parayı vermekle zorlanır.
Muhakkak burada, sırf şek (yani: sabit olmaya ve olma-maya ihtimali olan eski bir ayıbın bulunması) ile, hemen ücretin verilmesini gerektiren yakin zail olmuştur.   

  5. MADDE:
اَلاَصْلُ   بَقَاءُ  مَا   كَانَ  عَلَى مَا   كَانَ
Bir şeyin, bulunduğu hal üzere kalması asıldır.
Yani bir şeye bakılır, hangi hal üzere ise, hılafına delil olmadıkça aynı hal üzere devamına hükmedilir. Zira eşyada asıl olan bekadır, yokluk sonradan arız olur.
Bu kaide istishabı gerektirir.
İstishab: Herhangi bir vakitte sabit olan şeye dayanarak, bir şeyin subutuna hükmetmektir. İstishab hükmü def eden bir delildir, isbat eden delil değildir.
İstishab iki kısımdır:
Maziyi hale istishab etmek: Geçmiş zamanda sabit olan şeye bakarak, hılafına delil olmadıkça şu anda o şeyin yine sabit olduğuna hükmetmektir. Buna, maziyi hale istishab etmek denir. (Maziyi hal ile beraber tutmak.)
Hali maziye istishab etmek: Bir şeyin şu anki haline bakarak, (hılafına delil olmadıkça) ‘bu şey mazide de bu halde-dir’ diye hüküm vermektir.
Misal: Bir evvelki kaidenin misalindeki yitik adam hakkında, maziye bakarak onun şu halde de yaşadığına hükmedilir. Ölümü sabit olmadıkça, malı taksim edilmez.
Bu durumda istishab, kayıp kişinin malını korumada def edici olmuştur, varisleri hakkında ise mirasa sahib olma hükmü-nü isbat edememiştir.
Diğer bir misal: Borçlu kişi, borcunu alacaklıya ödediğini iddia etse, alacaklı da bunu inkar etse, burda söz yemini ile beraber alacaklının dediğidir. Çünkü borç, borçlunun zimmetine evvelce yerleşmişti, maziye bakarak şu halde de borcun devam ettiğine hükmedilir. Ancak bu husus, borçlu borcunu ödediğine dair delil getiremeyincedir.
Diğer bir misal: Değirmen kiralayan birisi, kiralama müddeti bittikten sonra ödeyeceği ücretin indirilmesini arzu ederek değir-menin suyunun kira müddeti içinde bir müddet kesildiğini iddia etse. Değirmen sahibi de bunu inkar etse, hale bakılır, eğer dava laşma anında su akıyor ise söz yemini ile beraber değirmencinin dediğidir. Eğer su kesik ise, söz yemini ile birlikte kiralayan kişinin dediğidir.
Diğer bir misal: Gaib olan evladın malı babasının yanında olsa, baba evladının malından kendine harcasa, sonra evladı gelince aralarında ihtilaf olup evladı derse: ‘Sen zengin olduğun halde paramı kendine harcadın.’ Baba ‘Fakir olduğum halde harcadım’ derse. Hiçbirinin delili olmasa, hale bakılır; eğer dava-laşma anında baba fakir ise, (yemin ile beraber) söz babanın dediğidir. Eğer zengin ise, (yemin ile beraber) söz evladın dediği dir. (Eğer her ikisinin de delili olsaydı, iddiacı durumunda olan evladın delili geçerli olurdu.)

5. MADDEDEN HARİÇ OLAN HÜKÜM:
Emanet olarak bir şeyi alan kişi emaneti yerine ulaştırdığını veya emanetin elinde iken kendi kusuru olmadan helak olduğu-nu iddia etse, emaneti veren kişi de aksini iddia etse; burada istishab kaidesine göre emanetçinin, emaneti geri vermesi ile sorumlu tutulması gerekirdi. Zira mazideki hali, emanetin mevcu-diyyetini bildiriyor. Fakat emanetçi bir şey ödemez, zira emanetçi zimmetinin ödemeden beri olduğunu iddia etmek-tedir, emaneti veren ise, emanetçinin zimmetinin borçlu olduğunu iddia etmek-tedir. Burda asıl, zimmetin beri olduğudur.

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.