.

.

E-posta Yazdır PDF

Hâdis olan işte asıl,...

eski_cami_i--2.jpg11. MADDE:
Hâdis olan işte asıl, onu en yakın vaktine izafe etmektir.(1)
Hâdis: Mevcut olmayıp sonradan mevcut olandır. Bunun meydana gelmesinde ve sebebinde ihtilaf edilince, eski zamana nisbeti sabit olmazsa, en yakın vaktine izafe edilir.
Misali: Kadın kocasının kendinden mal kaçırmak için ölüm hastalığında kendini boşadığını iddia etse, varisleri de sıhhatinde boşadığını iddia etse, söz kadının dediğidir, zira talak işi sonradan meydana gelen bir iştir, varlığı en yakın zamana izafe edilir ki bu da kocanın hastalığıdır. Varisler davaları için delil getirmedikçe kadın mirastan hissesini alır.
Diğer bir misal: Baba, oğlunun malını satsa, oğlan babasının malını kendisinin buluğundan sonra sattığını iddia etse ve satışın geçersiz olduğunu söylese, babası satışın buluğdan sonra olmasını inkar etse, söz oğlun dediğidir, baba davasını isbata mecbur olur.
Diğer bir misal: Hıristiyan olan kadın, kocası olan müslümanın ölümünden evvel kendisininde müslüman olduğunu iddia etse ve mirastan payını talep etse, varisler de kadının kocasının ölümünden sonra müslüman olduğunu iddia etseler, söz varislerin dediğidir, zira kadının islama girmesi, tarih bakımından kocanın ölümünden sonra olmaya daha yakındır.
11. Maddenin istisnaları:
1- Bir kişi, görevden azledilen hakimin azledildikten sonra kendisinden haksız yere belli miktar parayı aldığını iddia etse, hakim olan kişi de hakim olduğu zamanda aldığını ve hak sahibine verdiğini beyan etse, alınan meblağ telef olmuşsa söz davalı durumundaki hakimin dediğidir, zira bu işini ödeme sorumluluğu olmadığı zamana (hakim olduğu ana) izafe etmiştir ve zimmetinin beri olduğunu iddia etmektedir. Kaidemize göre olayın yakın zamana izafeti gerekirken zimmetin beri olması kaidesine göre evvelki duruma (hakim olduğu ana)  itibar edildi.
2- Kişi ikrarının çocukluk halinde olduğunu iddia etse, hakkında lehine ikrar edilen kişi de buluğundan sonra ikrar ettiği-ni iddia etse, söz ikrar edenin dediğidir (çocuk olduğu halde ikrar ettiğidir), zira zimmetin beri olması kaidesi bunu gerektirdi.
(1)- tarifin arapcası:
اْلاَصْلُ اِضَافَةُ الْحَادِثِ اِلَى اَقْرَبِ اَوْقَاتِه
12. MADDE:
اْلاَصْلُ  فِى الْكَلاَمِ  اَلْحَقِيقَةُ
Kelamda asıl olan hakikattır.
Mecaz mana aslın hılafı olur, burada asıl olan tercih edilen hakiki manasıdır.
Mana: kelamdan maksud olan şeydir. 
Belagat ehline göre maksud manayı eda yolları üç kısımdır. Hakikat, mecaz, kinaye. Usul ehline göre sadece hakikat ve mecazdır, onlara göre kinaye bazen hakikat olur bazen de mecaz olur. Mesela bir şahıs için Ebu İbrahim denmesi  kinayedir. Fakat bu lafız hakikidir. Kör olan için iki gözlü demek mecaz yerinde kullanılan kinayedir.
    Hakikat: Lafzın vaz edildiği manada kullanılmasıdır. Aslan kelimesinin bilinen vahşi hayvan da kullanılması gibi.
    Mecaz: Lafzın vaz edildiğinin gayrısında, bir alaka ve münasebetten dolayı kullanılmasıdır. Bu alaka, o lafzın hakikat manasında kullanımını men etmektedir. Bu durumda o lafız mecaz olarak kullanılmıştır. Mesela: bir aslan gördüm ki hamamda yıkanıyor, sözünde şecaatli bir kişiyi hamamda yıkanırken gördüğü anlaşılır. Zira -hamamda yıkanma- lafzı, görülenin insan olduğunu, vahşi hayvan olan aslan olmadığını bildiren bir karine-dir. Şecaat ve cesaret, aslan ile o kişi arasında münasib olan alakadır.
Lafzı hakiki manasında kullanmak mümkün oldukça, meca-za gidilmez. Zira hakiki mana asıldır, mecaz bedeldir.
Misal: Bir şahıs “Malımı evlatlarıma vakfettim” derse, o kişi-nin evlatları ve evlatlarının evlatları var ise, şu vakfetme sözü kendi öz evlatlarına sarfedilir. Torunları olanlar, vakfın gelirinden istifade edemezler. Öz evlatları ölse, vakfın geliri torunlarına sarfedilmez, belki fakirlere sarfedilir.
Bir lafızdan aynı anda hakikat ve mecaz manası kasdedilmez.
Mesela: Birisi başkasına -aslan öldürme- dese, bu sözden vahşi hayvan olan aslan ve cesaretli insan manası kasdedilmez.
Bir lafızdan hakikat ve mecaz manaya şamil bir mana anlaşılırsa buna umumu-l mecaz denir.
Umumu-l mecaz: Lafzı, hakiki ve mecazi manalara şamil olan külli bir manada kullanmaktır. Bunun misali: Bir kişi “Malımı nesil nesil evlatla-rıma vakfettim” dese, bu sözü, hakikaten kendi evlatlarına ve mecazen evlatlarının evlatları olan torunlarına da şamil olur.
Başka bir misal: Bir kişi başkası için ağaçlarındaki meyveleri vasıyyet etse, bu vasıyyeti o senedeki meyvalara sarfedilir, ilerki senenin meyvaları bu vasıyyete dahil olmaz, zira hakiki manası hasıldır. Ancak vasıyyet eden sözüne ebedi veya devam lı olarak bir kayıt ilave etmişse, o zaman vasıyyeti umumul me-caz kabilinden, o seneki ve diğer senelerdeki meyveleri de içine alır.
Başka bir misal: Bir şahıs, “Şu ev Zeyd’indir” dese, bu sözü o hanenin Zeyd’in mülkü olduğunu ikrar olur. Artık, ben bundan orada oturması yerleşmesi manasını kasdettim demesine bakıl-maz. Zira hakiki mana varken mecaza gidilmez.

َ
َ

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.