Allahu teâlâ’nın izniyle, bu babta ayeti kerimeler ve hadisi
şeriflerin tafsiline başlayalım.
Ayeti kerimede mevla teala : -Ey iman edenler, Allah’tan
korkun, ona ulaşmak için vesile taleb edin- buyurmuştur.
Bu yatele delil getiririz ki zatlarla ve amellerle tevessül
şer’aqn matlubtur. Zira vesile taleb edin ayeti hepsine şamildir. Sadece
görüşle veya lügat manasıyla değil, belki ibni Abdil Berr’in, Ömer radıyellahu
anhu’dan rivayet ettiği ve Abbas r. Anh ile yağmur talebi yapıldıktan sonra
şöyle demiştir: Şu vallahi Allah azze ve celleye vesiledir. Fethul bari’de
Hazreti Ömer’in şu sözünü ziyade getirmiştir: -Onu –Abbas’ı- Allah’a vesile
edinin-
Burda –ondan dua taleb edin- manası tasavvur edilemez, zira
Ömer r.a. ondan dua taleb etti ve onu dua için öne geçirdi, Ömer’in r.a. ondan dua taleb etmesi ve Abbas’ın
r.a. ona icabeten dua için öne
geçirilmesinden sonra, Ömerin şu geride geçen sözünün manası ancak –Onunla
Allah’a tevessül edin- şeklinde olur. Zaten Ömer r.a. kendisi de böyle
yapmıştır. Ancak heva, adamı kör ve sağır eder.
–Bundan evvel
kafirlere karşı, fetih taleb ederlerdi. Vaktaki tanıdıkları -Nebi-onlara
geldi, ona küfrettiler-
Burda beyan edilen husus, yahudilerin daha gelmezden evvel
ahır zamanda gönde rilecek Nebi s.a.v ile yardım taleb ettikleri ve düşmanlarına
karşı yardım olundukları beyan edilmektedir.
-Şayet onlar nefislerine zulmaderlerse, sana gelip Allah’tan
mağfiret taleb etseler ve resul de onlar için mağfiret taleb etse, elbette
Allah’ı tevbeleri kabul edici ve rahim bulurlardı.-
Bu ayeti kerimenin şumulü bütün mezheb imamları hatta
Hanbelilere göre de, Efendimiz s.a.v. in hayatı ve vefatından sonrasına da
şamildir. Nebiler kabirlerinde diridirler.
Tevessül hakkında bazı hadisi şerifleri beyan edelim:
Buhari’nin rivayetinde Enes’ten, o da Hattab oğlu Ömer’den
(Allah her ikisinden razı losun), rivayetle kendisi kıtlık olunca, Abbas ibni
Muttalib r.a. ile yağmur taleb ederek derdi: -Allahım! Muhakkak biz, Nebimiz
s.a.v ile sana tevessül ediyoruz –yöneliyoruz- bize yağdır. Muhakkak biz,
Nebimizin amcasıyla sana tevessül ediyoruz, bize yağdır- Ravi derki;
yağdırılırlardı.
Burda açıkça tevessül vardır. Amcası ile tevessül, Nebi
s.a.v. ye olan yakınlığı hasebincedir. Bu ifadeler, Efenidimizin s.a.v. hayatı
ile kayıtlı değil, vefatında da geçerlidir. Kayıtlamak, kayıt olmaksızın
kayıtlamak olup ilim erbabınca makbul değildir.
Hassan r.a. ın şiirinde –Bulut, Abbas’ın
gurresi/parlaklığı ile yağdırdı- şeklind edir.
Bunların hepsi Abbas’ın r.a. zatıyla ve Allah katındaki
rütbesiyle olan tevessüldür.
Beyhakinin Sübki tarikıyla tahriç ettiği, Malikid-Dar
hadisinde, Bilal bin Haris el Müzeni radıyellahu
anhunun, Ömer’in r.a. zamanında Nebi s.a.v ile tevessülüdür: Hadisi şerif
şöyledir:
Ömer ibni Hattab r.as. zamanında insanlara kıtlık isabet etti,
bir adam Nebi s.a.v in kabrine geldi ve dedi: Ya Resulellah! Ümmetin için
Allah’tan yağmur taleb et, zira onlar helak oldular. Resulullah s.a.v. ona
rüyasında geldi ve buyurdu: Ömer’e git, ona selam söyle, sulanacaklarını ona
haber ver…-
İşte Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem berzah aleminde
olduğu halde ondan yağmur taleb edilmesi, onun Rabbisine duası ve yağmur
isteyenlerin halini bilmesi ve bu işi hiçbir ashabın red etmemesi bizim için
yeterli delil olmuştur.
İbni Hacer r.aleyh derki; Rüyada Efendimizi s.a.v. gören,
Bilal ibni haris el Müzeni radıyellahu anhu olup sahabedir. Bu da, ashabın
yağmur talebinde, Nebi s.a.v den ssonraki usulünü gösterir, zira hiçbir ashab
bunu inkar etmemiştir.
Osman ibni Huneyf radıyellahu anhu’nun rivayet etiği hadisi
şerif: Kendisine Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şu duayı öğretti: -Allahım!
Ben senden istiyorum ve sana rahmet nebisi olan Nebin Muhammed sallallahu
aleyhi ve sellem ile yöneliyorum. Ya Muhammed! Muhakkak ben, hacetim hakkında
seninle Rabbime yöneldim-
Bu rivayette bizzat Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in
zatıyla, onun rütbesiyle tevessül vardır ve gaybetinde ona nida etmek vardır.
İşte bu rivayette iftira atanların dilini kesmektedir. Bu hadisi şerifi Buhari
Tarihi kebirinde, Tirmizi duaların evvelinde, İbni Mave hacet namazı bahsinde
zikretmiştir. Bunu sahihleyen hadisi şerif hafızlarının sayısı onbeş kişiden
fazladır. Tirmizi, İbni Hıbban, Hakim, Taberani, Ebu Naim, Beyhaki gibileri.
Osman bin Huneyf’in r.a. hacet namazı duasındaki talimi de
bu hadisi şeriflerdendir. Bir kişiye hacet namazı duasını talim ettirmiş, o
kişinin Osman r.a. yanında bir haceti vardır. Onunla dua etti ve haceti yerine
geldi. Bu rivayette konumuza delil olan
husus, hacet duası sadece Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in hayatına has
değildir, şu tevessül ve ona nida etmek, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in
vefatından sorada geçerlidir, zira adhabın ameli böyle devam edegelmiştir. Bu husustaki rivayet Tabarani’nin Kebir’inde
mevcuttur. Ebu Naim ve Beyhaki de rivayet etmişlerdir.
Bu hususta rivayetlerden biri de, Fatıma binti Esed r.a.
tarafından gelir. O rivayette nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in şu lafzı da
mevcuttur: -Nebin ve benden evvelki Nebiler hakkı için-
İbni Hıbban ve Hakim bunu sahihlemiştir.
Bu rivayetlerden biri de, Ömer radıyellahu anhu’nun
rivayetidir: -Âdem aleyhisselam hatayı işleyince, şöyle dedi: Ya Rabbi!
Muhammed hakkı için senden istiyorum-
Hakim Müstedrek’inde tahriç etti ve isnadı sahihtir dedi.
İmam Malik tarafından şöyle bir rivayet gelmiştir: -Bu,
senin ve baban Âdem aleyhisselamın vesilesidir-
İmam Malik bu haberin sıhhatini anlayınca, bununla huccet
getirdi ve vehim töhmeti kalktı.
Bu hususta Ebu Said el Hudri’nin r.a. rivayeti, ibni
mace’nin Sünen’inde mezkurdur. –Her kim evinden namaza gitmek için çıkıp
derse; -Senden isteyenlerin hakkı için senden istiyorum-
Burda istiğase ve istiane lafızlarının aynı manaya geldiğini
de zikredelim. Şefaat hadisinde Buhari’nin rivayetinde: -Âdem ile istiğase –yardım
taleb- ederler, sonra Musa ile, sonra Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem ile-
Muhaliflerin Fatiha suresinin eyetiyle itiraz etmesi
yersizdir –yalnız senden yardım taleb ederiz-
Zira burda, ibadet ve hidayet meselesi vardır. Bununla,
sebebleri ve dünyevi adetleri kaldırmak mümkün olmaz. (Yani, orda talep edilen yardım, ibadet ve hidayet hakkındadır, bu da ancak Allah'tan istenir.)
Bu sayılan deliller hasebince tevessül ve istianeyi inkar
ederek müslümanlara şirk yaftasını atanlar, bunun zararının kendilerine döneceğini
bilsinler.
Ancak kabir ziyereti ve tevessül hakkında cahillik edenlerin
iyilikle düzeltilmesi ve uyarılması alimlerin vazifesidir. Bu hususlarda daha
fazla bilgi edinmek isteyenler için
-Misbahuz-Zulam fi müsteğisine bi Hayril enam- isimli esere müracaat
etsinler.
Bu kadarı inatçı olmayanlara kafidir.
(Tevessül hakkında zikretiğimiz 4 makale, Zahidi Kevserinin -r.aleyh- makalelerin den alınmıştır.)
| < Önceki | Sonraki > |
|---|








