Pek çok kardeşimiz İsmailağa camiine girmekten çekindiğini, sanki orda kendisine baskı yapılacağını, zorla kıyafeti değiştirileceğini ve daha başka hususlarda tesir altında bırakılacağını düşünerek uzak durmaya çalıştıklarını söyler.
Buna benzer bir husus bizim de başımızdan geçti. 1972-73 senelerinde Çarşamba semtine gelmiş İstanbul İmam Hatip okulu 3. sınıfına devam etmekteydim. O zamandan 1978 senesine kadar bir kere olsun İsmailağaya girmemiştim ve hiç merak ta etmemiştim, acaba niye? Bunu sonraları anladım.
İmam
hatip ten mezun olduktan sonra üniversiteye başladık, okulda bazı yeni
arkadaşlar ile tanıştık, her biri bir değişik cemaatten bahsediyordu.
Bu arada İsmailağanın da ilmi vasıfları zikrediliyordu. Ben orda
oturduğum halde bunları bilmiyordum, acaibime gitti, biraz düşündüm
hatırıma şu geldi:
Bir cuma günü, İmam hatipten iki arkadaşımız cuma namazına
İsmailağa'ya gitmişler ve orda namaz ve hutbe uzun sürdüğünden geç
geldiler. Öğretmenler bu iki arkadaşımızı azarladı ve bir daha oraya
gidilmemesini tenbih ettiler. Bu korku ile mezun olana kadar oraya
yanaşmadık. Halbu ki iş öyle değil, İsmailağada ilim arapça ve Kur'an
eğitimi daha mükemmel, İmam hatip de o kadar değildi. Okulumuzdaki din
öğretmenleri bile bizim üniversiteye gitmemizi öğretmen veya mühendis
ve benzeri dalları şeçmemizi tenbih ediyorlardı. Hiç birinin imam hatip
olun, alim olun dediğini duymadım. Ama ismailağa cemaatine dahil
olduktan sonra İmam hatiplilerin aleyhine konuşulduğunu da işitmedim,
sadece ordan mezun olanların imamlık yapmadan evvel dışardan eğitim
almalarının iyi olacağını söylüyorlardı. Demekki yanlışlık dışarda
imiş.
Üniversiteli
arkadaşların etkisiyle başka cemaatlere uğramış olduk fakat hiç birisi
bizi tatmin etmedi. Çarşambadaki ihvanlar ile
bazı yerlerde görüşme karşılaşma olunca onların cana yakın hoş sohbetli
olduklarını hissettim. Denildiği gibi peşin fikirli değillerdi. Bir kaç
defa namazlara giderek alıştık, daha sonraları heveslendirdiler ve
nasib oldu.
Fakat bazı kardeşlerimizin başına gelen uygunsuz şeyleri de
işitiyorduk. Kimini saftan geri çıkartanlar, kimine zorla takke
giydirenler, kimini Efendi Hazretleriyle görüştürmeyenler de vardı. Ama
nasibi olan illa hedefine ulaşır, bozukluklara bakarak manevi yoldan
mahrum kalmaz.
Mescidi Nebeviye gelen bir bedevi mescidin içerisine çişini yaptı. Bütin ashab onun üzerine yürüdüler. Efendimiz s.a.v.:
-
dokunmayın ona, üzerine bir kova su dökün, siz kolaylaştırmak için
geldiniz zorlaştırmak için değil, buyurarak duruma müdahale etti. Şimdi
de aynıdır, her cemaatin içinde noksan olan veya kötü niyetli olan
bulunabilir. Biz Allah için gelelim.
| < Önceki | Sonraki > |
|---|














