Risale-i Kudsiyye’den; cilt 1, sayfa 64
Bizim ismimiz şeriatçı olduğu gibi kendimiz de tam şeriatçı
olsaydık iş tamam idi. Amma tam değiliz, Allahu Teala tam etsin. Zira Mevla
teala şeriatı tam manasıyla yaşayan kimsenin arkasındadır. Nitekim Resulullah sallallahu
aleyhi ve sellem’in şu hadisi şerifi bu manaya işaret eder:
Cabir radıyellahu anhu’dan rivayetle Resulullah sallallahu
aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Benden önce kimseye verilmemiş olan beş şey bana verildi.
- Bir
aylık mesafeden (benden) korkulmak suretiyle yardım olundum.
- Yeryüzü
bana mescid ve temizlik vasıtası kılındı. Ümmetimden kime namaz (vakti)
ulaşırsa (orada) namaz kılsın.
- Ganimet
benden önce kimseye helal olmamışken bana helal kılındı.
- bana
şefaat (etme yetkisi) verildi.
- Peygamberler
hassaten yalnız kendi kavmine gönderilirdi, ben ise bütün insanlara
gönderildim. (Zübdetül Buhari: No:
131)
Bir aylık mesafe uzaklığında bulunan
düşmanlar onun ismini duyduklarında korkarlardı. Koca dünya onun için mescid ve
temizlik vasıtası kılındı.
Halbuki evvelki ümmetlerin namazları
ancak mescitte (ibadethanelerinde) kılındığında kabul olunurdu. Efendimiz sallallahu
aleyhi ve sellem ve onun ümmetiolma hasebi ile de bizler, namaz vakti girdiğinde
yolculuk veya başka bir sebebten dolayı mescide gidemiyorsak bulunduğumuz yerde
kılarız. Şu da varki, cemaatle namaz kılmak sünnet-i müekkededir. Farz diyenler
de vardır.
Yeryüzünün temizlik vasıtası olması
ise, su bulunmadığı zaman toprakla teyemmüm yapılmasıdır.
Evvelki peygamberler harp sonucunda
ele geçen ganimet mallarını bir yere yığarlar, sonra gökten bir ateş inip
onları yakardı. Eğer sezdirilmeden çalınma olayı olursa, çalınan ganimet
bulunup diğerleri arasına konulmadığı müddetçe ateş inmezdi. Bizlere ise
ganimet malı helal kılındı. Allahu teala dilediğini yapar.
“Sultan odur, her ne isterse olur.”
“Âlemi bir anda viran eder.”
Allahu Teala alemi bir anda viran
eder, kimsenin bir şey demeye hakkı yoktur.
Ahırette şefaat etme hakkı,
Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ile başlayacaktır.
Bir de peygamberimiz bütün insanlara
gönderilmiştir.
İşte bu sayılan beş şey, varislerine
göre de aynıdır. Zira talebe, hocasına göredir. Lakin hakkı ile ona varis olmak
şartıyla.
Yavuz Sultan Selim’e manada Efendimiz
sallallahu aleyhi ve sellem zuhur etti ve “Bu beldeleri fethet.” Diye
emir buyurdu. O da bu emre binaen o beldeleri fethetti. O eski kuvvetimiz
nerde?
“Muhakkak ki Allah, dinine yardım
edene yardım edecek (zafer verecek) tir. Şüphe yokki Allah çok kuvvetlidir,
herşeye galibtir.” (Hac Suresi: 40)
Bu padişahlar Allahu Teala’nın
dinini yaşama ve yaşatma çabalarında bulunmasalardı, Mevla teala onlara yardım
edermiydi? İşte bizler dini mübini islamı tatbik etmediğimizden mağlub
durumdayız, elimizde bir avuç toprağımız kaldı. O da ha gitti ha gidecek.
Biz arazi iddiasınde değiliz, lakin
bir karış yer düşmana gidince kuvve-i maneviyemiz gidiyor, o da gidince dini
tatbik etmek zayıflıyor.
Yukarki ayeti celileyi Şeyhimiz Hacı
Ali haydar Efendi (kuddise sırruhu) Hazretleri sık sık okurlardı.
Peki Allahın dinine yadım eden
kimlerdir. Ondan sonraki ayet-i celile açıklıyor.
“Onlar, o müminlerdir ki, eğer
kendilerini yeryüzünde iktidar mevkiine getirirsek, namazı dosdoğru kılarlar,
zekatı verirler, (insanlara)
iyiliği emrederler ve fenalıktan da alıkoyarlar. Bütün işlerin sonu (kıyamette)
Allah’a dönecektir.” (Hac suresi :
41)
AÇIKLAMA:
Şimdiki iktidar ve koltuk sahiplerinin halini, bütün islam aleminde görüyoruz, ne kendilerinde islami yaşantı var, ne de islamın tebliği ve tatbiki için ciddi bir çalışma var. Gavurların kötü propagandası altında susmuş kalmışız, kabullenmişiz. Ölüm korkusu ve yaşama arzusu ile perişan olduk.
| < Önceki | Sonraki > |
|---|














