Allah celle celalühü'nün indirdikleri ile hükmetmeyenler kafirmidir?
44- ... Artık insanlardan korkmayın, Benden korkunuz ve Benim ayetlerim ile az bir bedel satın almayınız ve her kim Allah Teâlâ'nın indirmiş olduğu ile hükmetmez ise işte onlar kâfirdirler.
45- ... Ve her kim Allah Teâlâ'nın indirdiği ile hükmetmez ise işte onlar zalimlerdir.
47- … Ve her kim Allah Teâlâ'nın indirmiş olduğu ile hükmetmezse işte onlar fâsıklardır.
Kuranı kerimin Maide suresinde bulunan bu ayeti Celilelere, Kuranı en iyi şekilde tefsir eden sahabe ve tabiin efendilerimizin açıklamalarını göz ardı ederek baktığımızda Allahü Teâlâ’nın indirdikleri ile hükmetmeyenler kâfirler, zalimler ve fasıklar olduğu anlaşılır.
Fakat bu durum hazreti Kuran’ı en iyi tefsir eden peygamber efendimiz, onun eşsiz eğitiminden geçmiş sahabe-i kiram efendilerimiz ve onların yollarını takip eden kıymetli tabiin’in İslam’a ve Kuran’a yaptıkları o muazzam hizmeti görmezlikten gelmek ve onları hiçe saymaktan başka bir şey değildir. Öyleyse ‘bu konuda hak olan nedir?’, diye sorulursa buna ‘GURABA’ mecmuasında yayınlanmış olan bir makalenin evvelinden birkaç bölüm nakledelim:
“Ümmetin cahilleri veya dünya perestleri bu meselede de, iki batıl arasında helâk olmaktadırlar. Kimileri toptan bir şekilde her hâlükârda ‘kâfir olur’ demekle ifrat, kimileri de ‘hiçbir şekilde olmaz’ demekle tefrit belâsına mübtelâ olmaktadırlar.
Hâlbuki Allah celle celâlühû’nun hükümleri, kanunları ile hükmetmemek dört şekilde olur:
Birincisi: Bu işi mübâh kabûl etmeden, günâhını kabûllenerek, hafîfe ve alaya almadan veya Allah celle celâlühû’nun hükmüne zıt ve ya alternatif bir hüküm/kanun koymadan. Burada günahkâr olur; kâfir olmaz.
İkincisi: Bu işi mübâh kabûl ederek, günah olduğunu kabûllenmeyerek, hafîfe ve alaya alarak veya Allah celle celâlühû’nun hükmüne zıt veya alternatif bir hüküm, kanun koyarak. Burada kâfir olur.
Üçüncüsü: Allah celle celâlühû’nun hükmünün kesin delillerde açıkça bulunmaması veya bulunan kesin delillerin sübûtunda yâhud ma'nâyı göstermesinde kesinlik olmayıp zann olması hâlinde ictihâd seviyesinde ilim sâhibi olmayanın Allah’ın hükümleriyle hükmetmemesi. Burada, yukarıdaki maddenin günahının aşağısında da olsa günaha girilir.
Dördüncüsü: Allah celle celâlühû’nun hükmü/kanunu kesin delillerde açıkça bulunmaması veya bulunan kesin delillerin sabit olmasında yâhud ma'nâyı göstermesinde kesinlik olmayıp zann olması hâlinde ictihâd mertebesinde ilim sâhibi olanların ictihâd edip yanılması sûretiyle Allah'ın hükümleriyle hükmetmemesi. Bu takdirde müctehid ne küfre, ne de günaha girer; aksine sevap bile alır.
İmam Nesefî, Medârik’inde şöyle demiştir:
“İbnu Abbâs radıyellâhu anhumâ, Allah celle celâlühû’nun hükümleriyle, onları inkâr ederek hükmetmeyen kâfir, inkâr etmeden hükmetmeyen de zâlim ve fâsıktır, İbnu Mes’ûd da bu hitâb Yehûdîleri de başkalarını da içine almaktâdır, demişlerdir.” (Guraba’dan nakil bitti.)
Yukarıda bahsi geçen ayetlerin tefsirlerine de baktığımızda bu gün ki bazı cühelanın iddia ettiği gibi memleketimizdeki yöneticilerin toptan kâfir sayılmalarının ne derece akılsızca olduğu görülebilir. Mesela, Fahrurrazi, Tefsir-i Kebirinde bu ayetlerin tefsirinde şöyle der: “İkrime r.a. şöyle dedi: ‘bu ayet (Maide, 44) kalbi ve dili ile inkâr edenleri içine alır. Fakat kişi onun Allahın hükmü olduğunu kalbi ile bilip bunu dili ile kabul eder de ancak buna zıt bir hüküm getirirse o kişi hakikatte Allahın indirdikleri ile hükmetmiş olur fakat fiilen onu terk etmiştir. Dolayısı ile bu ayetin tehdidine girmez.” Fahrurrazi peşinden de şunu ilave eder, ‘akla gelen sorulara sağlam cevap budur. Gerçeği Allah bilir.’
Kurtubî tefsiri-el-Camiu li-Ahkâm-il Kuran isimli muteber kitapta bu ayeti celilenin tefsirinde İmamı Kurtubî r.a. şöyle der:
“Sahihi Müslim’de, Bera radıyellahü anhtan rivayet edilen hadisle sabit olduğu üzere bu ayetler kâfirler hakkında nazil olmuştur. Müslümanlara gelince, onlar büyük günah işleseler bile kâfir görülmezler. Müfessirlere göre bu ayettin izahı şöyledir, ‘kim Kur’anı, Rasülüllah Sallallahü aleyhi ve Sellem’in sözünü reddederek, Allahın indirdikleri ile hükmetmezse o kişi kafirdir. İbni Abbas ve Mücahid ayeti kerimenin bu mana üzere umumi olduğunu söylediler. İbni Mesud ve Hasen ise, bu ayet Allahın indirdikleri ile hükmetmeyen her Müslüman, Yahudi ve kâfirleri içine alır. Yani buna kalben inanıp helal gören kimselerdir. Bunu haram işlediğini bildiği halde yapan kimse ise Müslümanların fasıklarındandır. Ve işi Allaha kalmıştır.’
İbni Kesîr tefsirinde de şöyle geçer:
“Ali İbn Ebu Talha, Abdullah İbn Abbas'tan nakleder ki; o, bu ayet hakkında şöyle demiştir: Kim Allah'ın indirdiklerini inkâr ederse, kâfir olur. Kim de kabul edip hükmetmezse, zalim ve fasık olur. İbn Cerîr Taberî, bu rivayeti nakletmiştir. Abdürrezzak der ki: Bize Ma'mer Tâvûs'tan nakletti ki; İbn Abbas’a bu ayet sorulduğunda; bu küfürdür, demiş. İbn Tâvûs babasından naklen der ki: Ancak bu; Allah'ı, melekleri, kitapları ve peygamberleri inkâr anlamındaki küfür gibi değildir.”
Son olarak Nesefî tefsirinde de ‘işte onlar fâsıklardır’ yani onlar itatten çıkmışlardır –isyan etmişlerdir-, denilmiş ve Şeyh Ebu Mensur r.h. tan şu nakil yapılmıştır: ‘bu ayetin üç yerde de inkâr üzere değerlendirilmesi caizdir. O zaman kâfir, zalim, fasık olur. Zira kâfir, mutlak fasık ve zalim kişidir.’
| < Önceki | Sonraki > |
|---|








