|
Halku'l-Kur'an
tartışmalarının arkasında, geçen hazfa zikrettiğim iki husus dışında
başka Saikler tesbit edenler de olmuştur.1 Sebep her ne olursa olsun,
bu iddiayı "siyasî" olarak nitelendirip Emevîler'le irtibatlandırmaktan
daha anlamsız ve "Uçuk" bir tez olamaz. Zira Mu'tezile'nin bu tezi
siyasî planda Emevîler'e muhalefet maksadıyla ortaya attığına ve
kullandığına dair en küçük bir veri yoktur!
Söz konusu tartışmanın ve tarihî gerçeklerin az-buçuk farkında olan
herkes bilir ki, Mu'tezile, ne Emevîler dönemindeki muhalefet
konumunda, ne de 218-234 (833-849) yıllarını kapsayan Mihne sürecindeki
iktidarları döneminde Kur'an'ın mahluk olup olmadığı tartışmasını
siyasî bir temelde gündeme getirip sürdürmüşdir. Zira Kur'an'ın mahluk
olduğu söyleminin Mu'tezile tarafından Emevîler'e karşı bir siyasî
muhalefet silahı olarak devrede tutulduğunu söylemek doğruysa, aynı
silahın Mihne döneminde bu kez iktidarda olan Mu'tezile'ye yönelmesi
kaçınılmazdır. Oysa Mu'tezile ne evvelki muhalefetleri döneminde, ne de
sonraki iktidarları döneminde bu meseleyi siyasî bir tavrın dinî
gerekçesi olarak asla kullanmamıştır!
Bu gerçekler Kelam tarihi sahasında mübtedi olanların dahi gizlisi
değilken, "Emeviler atalarının günahlarına bir kılıf bulmak için,
Kur'an'ın ezelde yazıldığını, müşrik atalarının da bu senaryonun kötü
rol oyuncuları olduğunu, sonuçta mazur sayılabileceklerini zımnen
söylemeye çalışıyordu. Ayrıca bu yaklaşımla kendi zulümlerini de
meşrulaştırmış oluyorlardı. Yezid'e "katil" diye bağıran Fatıma bt.
Ali'ye Yezid'in cevabını hatırlayalım: "Onu Allah öldürdü" tarzında
cümleler kurmak için insanın aklını peynir-ekmekle yemiş olması gerekir.
"Kur'an'ın ezelde yazılması" ne demektir? Kur'an "Ezelde yazılmış"
olunca zulme geçit verir de, "Mahluk" olduğunda aksi nasıl söz konusu
olur? Emevîler, "ezelde yazılmış" olan bu Kur'an'ın, kendi
iktidarlarına ne suretle "meşruiyet" kazandıracağını düşünmüş olabilir?
Eğer Kur'an'da Emevîler'in işbaşına geçeceği yazılıysa (!), onun mahluk
olması ile olmaması neyi değiştirir? "Ezelde yazılmış Kur'an"da yazılı
olan bağlayıcıdır da, "Mahluk Kur'an"da yazılı olan niçin değildir?
Mu'tezile Kur'an'ın mahluk olduğunu ileri sürmekle Emevî zulmüne ne
suretle muhalefet etmiş oluyordu? Kur'an'ın mahluk olup olmadığı
tartışması ile Yezid'in mezkûr tavrı arasında nasıl bir ilişki
bulunduğunu düşünmeliyiz?...
İslamoğlu'na bu soruyu yönelten kişi ne düşünmüştür; aldığı cevaptan
tatmin olmuş mudur, bilemiyoruz. Ama bu alakasız, tutarsız ve en
önemlisi de yanlış kurgulara dayanan cümlelerin soruyla hiçbir ilişkisi
olmadığı açıktır. Tabii, "Mutezile'nin Kur'an mahlûktur görüşünü
savunmasıyla, Hasen el-Basri'nin katı kaderciliği/fatalizmi savunan
Emevi halifesi Abdülmelik'e karşı "iradeyi" savunan Risale fi'l-Kader'i
(Kader hakkında mektup) aynı kaygının eseriydi" şeklindeki tesbitin de.
Mu'tezile'nin Kur'an'ın mahluk olduğunu savunması ile Emevîler'e
muhalefetleri arasında İslamoğlu'nun kurmaya çabaladığı -bu tam
anlamıyla "zorlama"- ilişki, anlaşıldığı kadarıyla şöyle bir "vehim"e
dayanıyor: Kur'an'ın mahluk olmadığını savunmak, Cebriye'nin savunduğu
anlamda "kaderciliği" savunmak demektir. Bunlar birbirinin
lazım-melzumudur.
Dolayısıyla bu sakat mantık tersinden kurgulandığında, "adaleti
savunan, zulmü onaylamayan herkesin Kur'an'ın mahluk olduğunu söylemesi
gerekir" gibi bir sonuç doğmaktadır. Acaba bu "Hikmetli kurgu"nun
sahibi bize, Kelam kitaplarında Kur'an'ın mahluk olduğunu savunan
Mu'tezile'nin ya da bu görüşü reddeden Ehl-i Sünnet'in böyle bir
zeminde hareket ettiğini gösteren bir polemik örneği lütfeder mi?
1) Bkz. DİA, XV, 371 vd.
|