TEFSİRLERDE RECM HÜKMÜ İLE İLGİLİ
AYET VE HADİSİ ŞERİFLER
İBNİ KESİR TEFSİRİ:
Nur suresi: ayet: 2
“Zina eden kadınla erkeğin
herbirine yüz sopa vurun…”
Bu ayeti kerimede, zina edenin
haddi hakkında hüküm vardır. Bu hususta alimleri ihtilafı vardır. Zina eden ya
bekar olur yani evlenmemiştir. Ya da muhsan olur yani hür akıllı olup sahih
nikahla evlenmiş olur.
Evlenmemiş bekarın cezası yüz
sopadır. Ayette olduğu gibi. Ebu
hanife’nin hılafına cumhura göre bir sene de sürgün edilir. İmamı A’zam’a göre
sürgün işi, halifenin görüşüne bırakılır, dilerse sürer, dilerse sürgüne göndermez.
Cumhurun delili, Sahihayn’de sabit
olan şu hadisi şeriftir: Zühri, …ibni Mes’ud’dan, o da Ebu Hureyre’den (r.anhuma), iki a’rabi hakkında rivayet etti:
bu ikisi Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e geldiler. Biri ded iki: Ya
Resulellah! Şu benim oğlum, şu kişinin ücretli işçisiydi. Onun hanımı ile zina
etti. Buna, yüz koyun ve bir de cariye vererek oğlumu (fidye karşılığında)
kurtardım. İlim ehline sorduğumda, bana haber verdiler ki oğlun üzerine yüz
sopa vurulmasını ve bir sene sürgüne gönderilmesi gerektiğini, şu adamın
karısının da recmedilmesi gerektiğini söylediler.
Resulullah sallallahu aleyhi ve
sellem buyurdu: “Nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki,
elbette aranızda Allahın kitabı ile
hükmedeceğim.[1]
Cariye ve koyunlar sana geri verilecek, oğluna yüz sopa vurulacak ve bir sene
sürgün edilecek. Ey Üneys, bu adamın hanımına git, eğer itiraf ederse onu
recmet.” Kadının yanına gitti, suçunu itiraf etti ve onu recmetti. Burda
bekar olan zinacının bir sene de sürüleceğine delil vardır.
Eğer muhsan ise, yani akıllı baliğ
olup sahih nikahla evlenmişse o kişi recmedilir.
İmamı Malik’te buna hükmetti. İbni
Abbas’tan rivayetle (r.anhuma) Ömer r.a. ayağa kalkıp hurbe irad etti ve
Allah’a hamd ve sena etti, sonra dedi: Amma ba’du (bundan sonra): Ey insanlar!
Muhakkak Allahu teâlâ Muhammed’i (sallallahu aleyhi ve sellem) Hak ile
gönderdi. Ona kitab indirdi, o indirdiğinde recm ayeti vardı. Onu bize
okudu ve biz de onu muhafaza ettik. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem recmetti,
ondan sonra biz de recmettik.
İnsanlara zamanın uzamasından
korkarım da, içlerinden biri şöyle der: -Allahın kitabında recm ayetini
bulmuyoruz- böylece Allahın indirdiği bir farzı terk ederek sapıtırlar.
Allahın kitabında, zina eden muhsan erkek ve kadın üzerine recm haktır,
şayet beyyine (şahit) kaim ise, veya hamilelik varsa, veya itiraf ederse.
Bunu Sahihayn’de Malik’in hadisi
olarak uzunca rivayet etti. Burda zikrettiğimiz bir parçasıdır, muksudumuzu
beyan eder.
İmam Ahmed Hanbel (r.a.leyh),
Heysem’den, o da Zühri’den, o da Ubeydullah ibni Abdullah’tan o da İbni
Abbas’tan rivayet etti: Bana Abdurrahman ibni Avf haber verdi ki Ömer ibni
Hattab r.a. insanlara hitab etti, şöyle söylediğini işittim: Dikkat edin! Bir
takım insanlar şöyle diyorlar: “Şu recm nedir? Allah’ın kitabında sopa var.”
Muhakkak Resulullah sallallahu
aleyhi ve sellem recmetti, ondan sonra biz de recmettik. Ömer Allahın kitabında
olmayan bir şeyi ziyade etti diye konuşan biri konuşmasın veya tekellüm eden
biri kelam etmesin diye sakınmasaydım, elbette indiği gibi onu (recm ayetini)
Kur’ana sabitlerdim (yazardım.)
İbni Abbas’tan başka bir tarik
ile şöyle rivayet edildi: Ömer ibni Hattab
r.a. hitab ederek recmi zikretti ve şöyle dedi: Muhakkak recm Allahın
hadlerinden biridir. Dikatt edin! Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem
recmetti, biz de ondan sonra recmettik. Şayet biri –Ömer Allahın kitabında
olmayan şeyi ziyade etti- demesinden korkmasaydım, elbette onu mushafın bir
kenarına yazardım.
Ömer, Abdurrahman bin Avf, filancı
ve filancı şahittirki muhakkak Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem recmetti
ve biz de ondan sonra recmettik. Dikkat edin! Sizden sonra bir kavim gelecek
recmi tekzib edecekler (inkar edecekler), deccali de, şefaati de, kabir azabını
da, bir kavmın azab gördükten sonra cehennemden çıkartılacağını da inkar
edecekler. [2]
Sa’d ibni Müseyyeb, Ömer r.a. ten
şöyle rivayet etti: “Recim ayeti sebebiyle helak olmanızdan sizi
sakındırırım!” (Tirmizi)
Mervan‘ın yanında iken Zeyd
beraberimizde idi. Zeyd ibni Sabit r.a. dediki: Biz şöyle okurduk: “Şeyh ve
şeyhuha[3]
zina ettikleri vakitte elbette onları
recmedin.”
Mervan dediki: Bunu Mushafa
yazsaydınya!
Zeyd: Bunu söyledik, Ömer içimizde
idi, şöyle dedi: Ben size bu hususta yeterliyim.
Zeyd: Dedik ki, nasıl olacak?
Ömer dedi: Adamın biri Resulullah
sallallahu aleyhi ve sellem’e geldi, şöyle şöyle anlattı ve recm den bahsetti
ve Ya Resulellah ! (sallallahu aleyhi ve sellem), bana recm ayetini yaz.
Buyurdu: Şu an gücüm yetmez.
Bu ve benzeri bir şey dedi.
Bu rivayet pek çok tarikla
gelmiştir ve recm ayetinin Kur’anda yazılı olduğuna delalet eder, okunuşu nesh
edilmiştir, hükmü bakidir ve el an onunla amel edilir.
Ayrıca Resulullah sallallahu
aleyhi ve sellem bir kadının recmedilmesini emretti ki işçi çalıştıran birinin
karısı idi, işçi ile zina edince onu recmetti.
Resulullah sallallahu aleyhi ve
sellem Maiz r.a. ve Gamidiyye isimli kadını recmetti. Bunlarda Resulullah
sallallahu aleyhi ve sellem’in sopa cezası verdiği nakledilmemiştir. Sahih
rivayetlerde zikredilen bütün hadisi şeriflerde recmden evvel sopa vurulduğu
zikredilmemiş tir. İşte bu görüş cumhurun mezhebidir. Ebu hanife, Malik ve
şafii r.aley him bu görüştedir.
İbni Kesir’den alıntı bu
kadar.>>>
Şimdi düşünürsek iyi anlayacağız,
bizim yeni prof. ve doç. lar, ya buralara kadar gelemediler yada geldiler de
alamadılar, nasib işi herkesin kârı değil, “Allah bir kişiye nur vermemişse
onun nerden nuru olacak!”
Açıklamalarımızın sonunda prof ve
doç ların görüşleri ve yanılgı noktaları beyan edilecek, inşaallah!
<<<KURTUBİ TEFSİRİ:
Nisa suresi ayet: 15
“Eğer şahitlik ederlerse, onları
evlerde tutun” (Dört
erkek şahit, zina ettiklerine şahitlik ederlerse, suçlu kadın hapsedilirdi…)
Bu ayet zinanın cezası hakkında
ilk olandır. İslamın evvelinde böyle idi; Ubade ibni Samit, Hasen ve Mücahid
böyle demiştir. Daha sonra bu hüküm, ilerde gelen “onlara eziyet edin…”
(Nisa 16.) ayetiyle neshedildi. Sonra bu hüküm de, Nur suresinin 2. ayeti (recm
ayeti) ile, dul –muhsan- hakkında neshedildi. Bazı alimler –eziyyet-
ayeti öncedir, sonra –evlerde tutun- ayeti gelip onu neshetti derler.
İbni Furek bunu zikretti. Şu evde tutmak ve eziyet etmek islamın evvellerinde,
zina işi çoğalmadan evveldi. Suçlar çoğalınca, kuvvetlendirmek için
hapishanelerde hapsedildiler. İbni Arabi böyle dedi.
İbni Zayed derki: Hapisle,
evlenmekten men edildiler, ceza olsun için ölene kadar orda tutuldular.
Bazıları bunun, had (ceza) olduğunu savunmuştur. Ancak bu hapis, bir müddetle
sınırlı idi ki, sonra gelen eziyet edin ayetine kadardır. Her iki hüküm de, bir
noktaya kadardır, bu da Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in Ubade ibni
Samit r.a. hadisinde açıkladığı husustur: “Benden alın, benden alın. Muhakkak
Allah onlar için yol açtı. Bekar bekarla zina ederse yüz sopa ve bir sene
sürgün. Dul dul ile zina ederse yüz sopa ve recm.”
Bu emir gelince evvelkilerin hükmü
kalkmış oldu. Burda neshe gerek yok, zira nesh, her bakımdan zıt olan iki kavil
arasında olur. Halbuki burdaki hükümlerde ikisini bir arada cem etmek
mümkündür. Burda hapsetmek, sopalamak ve recmetmek mümkündür. Bazı alimler
derki eziyetlendirmek ve ayıplamak, sopalamak ile birlikte bakidir. Zira bunlar
arasında zıtlık yoktur. hapsedilmesi, icmaen nesh edilmiştir.
Nuhas derki, eziyet eyeti, Nur
suresinin ayetiyle neshedilmiştir. Denildiki neshedil memesi daha evladır, yani
suçluya şöyle denir: Cür’et ettiniz, fasıklık ettiniz, Allahın emrine muhalefet
ettiniz…
Ali ibni Ebi Talib r.a., Şuraha el
Hemedani’ye yüz sopa vurdu ve sonra recmetti, şöyle dedi: Allahın kitabıyla
ona sopa vurduk, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in sünnetiyle onu
recmettik.
Bu sözü Hasanı basri, Hasan ibni
Salih ve ishak almıştır.
Diğer bir topluluk ki Zühri,
Nehai, Malik, Sevri, Evzai, Şafii, Hanefi, Ahmed ebi Sevr sadece recm
edileceğini, sopa vurulmayacağını söylemiştir.
Delileri: Resulullah sallallahu
aleyhi ve sellem Maiz’i ve Gamidiyye’yi recmetti, onlara sopa vurmadı.
Resulullah sallallahu aleyhi ve
sellem Üneys’e r.a. şöyle dedi: Şu adamın hanımının yanına git, eğer itiraf
ederse onu recmet. Bu iki rivayette sopa zikredilmemiştir. Eğer meşru’ olsaydı elbette söylenirdi. >>>
Diğer tefsirler ve ahkamı Kur’an
tefsirleri de aynı minval üzere recmin sabit olduğunu açıkça beyan etmektedir.
Şimdiki harici zihniyetli
kişilerin, şu sabit delilleri kendi kafalarına ve hevalarına göre
yorumlamaları, hiçbir şeyi değiştirmez sadece kendileri –Kur’anla sapmış-
olurlar. “Allah onu ilimle sapıttı” ayetindeki
tehdide dahil olurlar.
RECMİ İNKAR
EDENLERDEN BİR PROF. UN DELİLİ
“Ey peygamberin hanımları! İçinizden kim açık
bir fahişelik yaparsa onun için o azab (el-azab) ikiye katlanır.” (Ahzab 33/30)
Peygamber hanımlarının evli olduğu
açıktır. Onlara verilebilecek bir cezanın katlanabilir cinsten olması gerekir.
Ölüm cezasının iki katı olmaz ama, 100 değnek ikiye katlanabilir. Bu âyetlerde
geçen el-azab kelimesi de, sadece Nur suresindeki 100 değneği gösterir.
Sonuç olarak zina suçunun tek
cezası 100 değnektir. Bu kadar açık delillerden sonra bunun aksi iddia
edilemez. Zaten Allah’ın Elçisi şöyle demiştir: İmkan buldukça şüphelerle had cezalarını
düşürün.
PROF…UN DELİLİNE CEVABLARIMIZ:
Bu ayette (Ahzab 33/30) bahsedilen
–azab- hakkında,
Tefsiri İbni Kesir’de Dünya ve ahıret azabı der. Ebi
Necih ve Mücahid’den bunun benzeri rivayet edildi.
Taberi Tefsirinde ibni Abbas’tan r.a.nhuma : ahıret
azabıdır.
Kurtubi’de: Onlar Allah tarafından korunmuş
olduklarından bu işi yapmaları düşünülemez. Katade’den: Dünya ve ahıret azabı
olduğunu zikretti.
Bağavi Tefsirinde: Bu husus “Şayet şirk koşarsan,
bütün amellerin yok olur.” Ayetindeki tehdit gibidir, yoksa bu işi işlemeleri değildir.
İbni Abbas’tan r.a.nhuma:
Fahışeden murad, nüşüz –itaatsiz- ve kötü ahlaklı olmaktır.
Alûsi Tefsirinde: Fahişeyi işleyenler azabta bir
gün kalacaksa, Efendimizin hanımlarından böyle bir şey olursa, azabta iki gün
kalırlar.
Zadu-l Meysere: Ahırette bir cürmün –günah-
azabı, iki cürüm azabı gibi yapılır.
Bahru-l Ulum: Kelbinin sözünde, sopa ve recm
cezasıdır.
Burda bahsedilen Resulullah
sallallahu aleyhi ve sellem’in ailelerinin farzu muhal işleyecekleri bir suçtan
dolayı, diğer müslümanlardan ayrı olarak iki kat günaha muhatab olmalarıdır,
yoksa -hâşa zina etseler- onlara 200 sopa mı vurulacak, be ahmak adam…
Azabın katlanması illada aynısının
iki kat olması demek değildir.
Ayrıca buna benzer tehditler Efendimiz
sallallahu aleyhi ve sellem için de zikredilmiştir. Halbuki o masumdur, gelmiş
geçmiş bütün zeleleri affedilmiştir. Böyle şiddetli kullanılması, ellerindeki
nimetin büyüklüğü gibi yapacakları hatanın da cezasının fazla olacağını
beyandır. Haremde işlenen günahların kat kat fazla olacağının beyan edilmesi
gibi. Sayın prof un yaptığı kıyas buraya tatbik edilmez ve bunu da kimse
söylememiştir. Ancak nahivcilerden Ebu Ubeyde -üç misli olur- demiştir, yani
bir kendi suçunun cezası, ikisi de ayetteki iki kat lafzından anlaşılan olup
toplamı üç olur demiştir, fakat ulema bunu kabul etmemiştir. Zira miras
hususundaki tesniye –ikil- lafızlar, cemi manasında kullanıldığı gibidir, yani
orda kullanılır, diğer yerlerde tatbik edilmez.
ZİKRETTİĞİ HADİSİ ŞERİFE GELİNCE:
“İmkan buldukça şüphelerle had
cezalarını düşürün.”
Bu hadisi şerif ile zaten recm
olayının tatbiki nerdeyse yok kadar olmuş, ancak kendisi ikrar ederse kişiye
tatbik edilmiştir. Zira ilk önce zikrettiğimiz gibi, en ufak bir şüpheli
durumda hakim recmi uygulamaz. Ya ta’zir –belli sayıda sopa- cezası verir ya
sürgüne gönderir, yada had düşer tatbik
edilmez.
Bu hadisi şerifin recm yapmayın
manasına geleceğini hiçbir muhaddis ve fukaha söylememiştir.
Hadisi şerifin asıl lafzı
şöyledir: “Müslümandan, gücünüz yettikçe hadleri düşürün, eğer onun çıkış
yolu varsa yolunu serbest bırakın.”
Bu ve benzeri lafızlarla rivayet
edilmiştir. Bütün şerhlerin ifadesine göre haddi uygulamamak için çıkış yolu
varsa had düşürülür. İslam, milleti öldürmeye ve ceza vermeye gayret etmez,
belki örtmeye affa ve temizlemeye bakar. Eğer had –recm- sabit olamıyorsa ki,
bunun şartlarını yukarda beyan etmiştik, o zaman kâdı çıkış yollarını araştırır,
demektir. Yoksa haddi tatbik etmeyin demek değildir, bu manayı anlayacak kadar basit
düşünce, ancak ehli heva ve reformcu zihniyette olur. Ehli salah ve ehli ilim,
aslına sadık kalıp ceza vermekte, rahmet damarları kabarıp Allahın emrinden
geri durmazlar.
Bu zaman profları, sanki
Allah ve Resulünden daha merhametli de,
milletin lehine cezaları hafifletmeye kalkışıyor. Bu cezalarda heybet vardır,
bunu bilen kişi suçtan geri durur ve neticede masıyetler azalır. Kısasın hayat
bahşetmesi gibi.
Netice olarak derizkli, muhterem
kardeşlerimiz! Ortalıkta dolaşan inkar ve nefse tabi olma rüzgarlarına
kapılmamak için, ehli sünnetin temel eserlerini elden düşürmeyelim, gerçekten
ibadet ehli takva alimleri ve Allah dostlarını bulalım, onlara bende olalım.
Selamet yolu, sadıklarla beraber olmaktadır. Vesselam.
a. kara.
[1] Burda
zikredilen belli ki Kur’andır. Zira rivayette gelenlerin yahudi olduğu
söylenmedi. Dolayısıyla -recmin Tevrata dayandrılmasına ve Tevrat nesh edildiği
için recm de neshedildi demeye hiçbir mahal yoktur, ancak kör bir inat vardır.
[2] Şu sayılanları inkar edenler o
zamanda bu zamanda mevcut. Ömer r.a. bunu haber verdi.
| < Önceki | Sonraki > |
|---|








