Daire: Yuvarlak çember. Sınırlı bölge. İmkan dairesi, kainat alemidir. Zılal
dairesi, Arşın dışındaki madde dışı alemdir. Esma sıfat dairesi, Mevla tealanın
isim ve sıfatlarının makamı. Vucub dairesi: Mevla ile alakalı makamlar, aklın
ulaşamadığı manevi makam.
Daiye: Davet eden, çağıran şey. Nefsin davet eden arzusu.
Dakik: İnce, nükteli. Sırlı işler. Çoğulu dekâik gelir.
Dar: Ev, bina, arazi, yurt. Dünya darı, ahıret darı.
Darus-selam: Ahıret yurdu, cennet.
Delil: Kılavuz, rehber, yol gösteren. Mürşidler de yolu gösteren birer delillerdir.
Davalarda isbat için getirilen, kuvvet ifade eden şey.
Dem: An, nefes, soluk. Mevla herdem (her an) nazar eder.
Dereke: Cehennem çukuru. Aşağı menziller.
Dergah: Tekke, zikir hane.
Derûn: İç alem, kalb, ruhun ilgilenmesi.
Derviş: Zikir erbabı, mürid. Şeyhe müntesib olan. Bunlara fakir denir.
Derya: Deniz, okyanus.
Deveran: Dönmek, bazı tarikatlarda zikir esnasında galeyana gelip dönme hali.
Devriye: Bir gurup sapık kimseler ki kıyameti inkar ederler.
Didar: Sevgili, sevgiliyi temaşa.
Dil: Gönül. Kalb.
Dûr: Uzak kalmak.
Dürre: İnci.
Ebleh: Ahmak. Karı ve zararı anlamayan.
Ebrar: İyi kimseler. İyilikleri bol olanlar.
Edeb: Terbiye, her işi yerli yerinde yapmak. Her tarikatın edeb kuralları
farklı olur. Ekseri edeblerin yapılması ilahi ilhama bağlıdır. Çoğulu âdâb.
Efrad: Pek çok hususiyyetleri kendinde toplayan manevi zatlar. Kutubların
denetiminin dışında kalırlar.
Ekmel: Olgun, en mükemmel olan.
Enfus: Nefis dahilinde ola, iç alem.
Envar: Nurlar, parıltılar. Hidayet nurları gibi.
Erbab: Rabler. Türkçede işin erbabı denilince işin ehli, iyi bileni anlaşılır.
Erbain: Kırk gün tenhaya çekilip ibadetle meşgul olmak.
Esma: İsimler. Mevla tealanın isimleri.
Esrar: Sırlar. Manevi incelikler.
Eşbah: Cesed, beden. Şekil, benzer.
Etvar: Tavırlar, haller.
Evc: Zirve, yüksek nokta.
Evliya: Veliler. Normal (suğra) velayeti elde edenlere veli denmesi sahhi olur.
Bu husus, arşın dışında zılal dairesine ulaşınca tahakkuk eder.
Evrad: Vird ve zikirler. Günlük belli zikir dersi.
Evtad: Direkler, kainatı ayakta tutan direk mesabesindeki veliler.
Ezel: Başlangıcı olmamak. Sonu olmamaya ebed denir.
| < Önceki | Sonraki > |
|---|








