81- Ebu
Hureyre’den (radıyellahu anhu)
rivayetle, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle dedi: Allahu teâlâ
buyurdu: Kim benim bir veli kuluma düşmanlık ederse, muhakkak ona karşı savaş
ilan ederim. Kulum, kendisi üzerine farz ettiğim şeylerden daha sevimlisi ile
bana yakınlaşamaz.
Kulum bana nafilelerle yalınlaşmakta daim olur, taki ben onu severim. Onu sevdiğim zaman kendisi ile işittiği kulağı olurum, kendisi ile gördüğü gözü olurum, kendisi ile tuttuğu eli olurum, kendisi ile yürüdüğü ayağı olurum. Eğer benden bir şey isterse, elbette onu ona veririm, eğer bana sığınırsa, elbette onu sığındırırım.
Yaptığım bir şeyde, mü’min kulum hakkındaki tereddüdüm gibisiyle
(asla) tereddüt etmedim; ölümü kerih görür, ben de onu üzmeyi kerih görürüm.
(Buhari cilt: 8, sahf: 105)
Bu ve benzeri hadisi şerifler müteşabihattandır, yani hakiki manalarının ancak Allah bilir ve bildirdikleri de, bildirdiği kadarını bilir.
Burda bahsedilen haller, kişinin nafilelerle ulaşacağı fena fillah ve beka billah makamlarına işaret eder. Nafilelerin tesiri bu kadar oluyorsa, ya farzlar ve vaciblere ne demeli!
Bu ve benzeri pek çok özel manalı hadisi şerifler ve ayeti kerimeleri sadece zahiri manasıyla sınırlamak, Allahu tealanın muradını sınırlamak olup meseleyi anlamamaktır. Gönlün genişlemesi olan -inşirah hadisesi- bir alimde yok ise, o sadece işin zahirine bakar ve ilerisini inkar eder. Ama iş böyle değildir, göğsü genişletilen ve mutmeinne haline ulaşanların marifetleri ve ilimleri akılla ve başka bir ölçekle ölçülemez, kavranamaz. Allahu teala böyle dostlarından istifade etmek cümlemize nasib eylesin. İnkar etmekten ve muhalif olmaktan muhafaza eylesin.
| < Önceki | Sonraki > |
|---|













