Faruk Çakır - Yeni Asya
|
2009-06-24
|
|
|
Müstehcenlik dur! |
| |
|
Zihnen
ekonomik krizle ve ‘darbe belgeleri’yle ilgilenirken en önemli
tehlikenin farkına varamıyoruz, ya da ihmal ediyoruz. Farkına
varamadığımız tehlike; müstehcenlik. Bu belâ ve musîbet, dört değil
belki on dört koldan hareketle başta gençler olmak üzere aileyi ve
toplumu tehdit ediyor.
Yaz aylarının gelmesiyle birlikte gazete ve televizyonların
yayınlarındaki müstehcenlik dozu iyice arttı. TV izlemediğimiz için
bilemiyoruz, ama gazeteler ele alınabilecek durumda değil. ‘Çok satan’
çok sayıdaki gazete, maalesef insafsız ve iz’ansız bir şekilde
müstehcen yayınlarını arttırarak devam ediyor.
Hele hele gazetelerin verdiği ‘ek’ler var ya, inanın onlara ‘gazete’
demek için bir iki şahit bile yetmez! Bu müstehcenlik furyasına, bu
çılgınlığa kim dur diyecek? Nasıl bir ülkeyiz ki, kendi ayağımıza
kurşun sıkıyoruz? “Aileyi ve gençleri korumak için vazifeli olan
kurumlar” bu cinayetlere nasıl sessiz kalabilir? En başta Diyanet
İşleri Başkanlığı bu çılgınlığa karşı durmalı ve elinden gelen gayreti
göstermelidir. Tabiî bu çağrımız, “Diyanet bu tehlike ile ilgilenmiyor”
anlamına gelmez. Mutlaka konu ile ilgili çalışmalar yapılıyor ve zaman
zaman da ‘hutbe’ler okunuyor. Ama çok daha fazlasını hep birlikte
yapmalıyız. Evet, hep birlikte.
Çünkü tehlike çok çok büyük. Bir yandan TV’ler, bir yandan ‘sanal
medya’ dediğimiz internet, bir yandan da—maalesef çoğu Müslümanın dahi
evine ‘rahatlıkla’ soktuğu—’bilinen’ gazetelerle müstehcenlik teşvik
ediliyor. Açık saçıklığın ailemize topyekûn olarak saldırdığı
günümüzde, karşı koymayı da topyekûn olarak yapabiliriz. Her imkân ve
fırsatta bu tehlike ve tehditin farkında olduğumuzu ortaya
koyabilmeliyiz.
Müstehcenliğin saldırısı sadece TV, internet ve gazetelerle sınırlı
değil. Sokaklardaki dev afişler de müstehcenliğin yayılması için
kullanılan vasıtalardan biri. Sokak ve caddeleri ‘kirleten’ müstehcen
afişlerle donatılan panolara karşı anlamlı bir imza kampanyası
başlatılmış. Açılan bu site aracılığıyla ‘yetkililer’ ciddî olarak ikaz
edilecek. 22 Haziran 2009 tarihli Yeni Asya’da da yer alan habere göre,
protesto imzaları belli bir sayıya ulaştığında “Türkiye’yi idare
edenler”in önüne konulacak ve “gereğini yapın, müstehcenliğe dur deyin”
denilecek. (İmza kampanyası şu adreste:
www.reklampanolariniprotestoediyorum.com)
“Krize çare arıyoruz” diyenler, asıl bu krize çare aramalı. Aileyi ve
gençleri tahrip eden bu ‘atom bombaları’na karşı sessiz kalmak telâfisi
mümkün olmayan yaralara sebebiyet verir.
Yeri gelmişken, ‘dindar’ bilinen bazı firmaların da bu müstehcenlik
tuzağına düştüğünü gördüğümüzü üzülerek ifade etmek durumundayız. Gerek
TV, gerek gazete ve gerekse başka şekilte ticarî faaliyet gösteren
‘dindar firma’lar; ürünlerini tanıtırken müstehcenliğin dik âlâsına
âlet oluyorlar! Hiç kusura bakmasınlar, ama “Bu işi yapmak için başka
çare yok” diyerek bizi kandırmaya çalışanlar, acaba Yaratıcıyı da
kandırabileceklerini mi düşünüyorlar?
İğneden ipliğe hangi ürünü imal ediyorsak, tanıtımı da, reklâmı da,
inancımıza uygun olmalı. Ne kendimizi ne de başkalarını
kandırmayalım... Yaratıcıyı kandırma imkânı zaten yok.
El birliğiyle müstehcenlik âfetine, tâununa, tufanına ‘dur’ diyelim.
|
EDİTÖR:
Bu gibi yazıların çoğalması ve hata yapanların ikaz edilmesi için erkek kadın seferber olmalıyız..... bahsedilen siteye imaz vererek müstehcenliği protesto edelim, elimizden geleni yapalım Allah kerimdir....
www.reklampanolariniprotestoediyorum.com
HADİSİ ŞERİFTE "İSRAİLOĞULLARININ HELAKI KADINDAN OLDU"
BU ÜMMETİN DE BÖYLE OLMASINDAN KORKULUR....