.

.

E-posta Yazdır PDF

MİLLİ GÖRÜŞÜN HALİ.......

 

Nureddin Şirin`in Velfecr.com`da yayınlanan analiz yazısı

Bazı kardeşlerimiz bize, Milli Görüş ve Erbakan hocadan söz ettiğimizde, İmam Hasan El Benna, Şehid Seyyid Kutub, Allame Mevdudi, İmam Humeyni vb. önder şahsiyetleri, İslami hareket liderlerini hatırlatarak, bu önderlerin gösterdiği yol ve istikamet varken, Milli Görüş vurgusu yapmanın bir yanılgı olduğunu, Milli Görüş hareketinin kimlik ve misyonu ile söz konusu önderlerin ortaya koydukları mücadele yolunun birbiriyle çeliştiğini ifade ederek, bizi sorguluyor, eleştiriyor, bundan da öte, gittiğimiz yoldan sapmakla suçluyorlar.

Bu kardeşlerimizi iyi niyetli görerek, kendilerine şunu hatırlatmak isterim.

Türkiyeli Müslümanlar İmam Hasan el Benna’yı, Şehid Seyyid Kutub’u, Allame Mevdudi’yi, Abdulkadir Udeh’i, Muhammed Kutub’u Milli Görüş hareketi içinde tanıdılar; Milli Görüş hareketi vesilesiyle, bu hareketin sağladığı imkan ve vasıtalarla bu şahsiyetlerin fikirleri, mücadeleleri ve şahsiyetlerini öğrendiler.

Milli Görüş hareketi Türkiyeli Müslümanlardan, özellikle gençlerden İmam Hasan el Benna’yı, Allame Mevdudi’yi tanımasını, onların eserlerini takip etmesini, onların fikirleriyle donanmalarını istedi; buna çalıştı, bunu teşvik etti.

Örneğin, merkezi Kuveyt’te bulunan IIFSO (Uluslar arası Müslüman Öğrenciler Teşkilatları Federasyonu) tarafından basılan Türkçe eserler, Milli Görüş aracılığıyla Türkiyeli Müslümanların eline ulaşmıştı; bizler Şehid Seyyid Kutub’u, Şehid Abdulkadir Udeh’i, Muhammed Kutub’u, Muhammed Hamidullah’ı, öncelikle IIFSO yayınlarından tanıdık. Daha sonra onların eserleri Türkiye’deki yayınevleri tarafından basılmaya başlandı.

Şehid İmam Hasan El Benna’nın Risaleleri basılmaya başlandığında, Fizilalil Kur’an basıldığında bu eserleri Müslümanların alıp okumasını sağlayan, teşvik eden ve özellikle de gençlerin bu fikir ve idealler uğruna yetişmesini isteyen Milli Görüş hareketi idi.

Eğer bu aktardığım bilgilerin doğruluğunda şüphe eden ve yanıltıcı bilgi verdiğimizi düşünen varsa, lütfen o dönemleri yaşayan büyüklerinden ve ağabeylerinden sorsunlar.

 

NOT:

Yukardaki yazı her nekadar siyasi bir analiz ise de, aslında milli görüş camiası ve islamın dünyaya hakimiyyet idealinin neden bu halde başarısız kaldığının acı bir itirafıdır. Şöyleki, N.Şirin'in yaptığı açıklamalarda bahsettiği zevat ki herkesçe malum olan <<<Türkiyeli Müslümanlar İmam Hasan el Benna’yı, Şehid Seyyid Kutub’u, Allame Mevdudi’yi, Abdulkadir Udeh’i, Muhammed Kutub’u Milli Görüş hareketi içinde tanıdılar; Milli Görüş hareketi vesilesiyle, bu hareketin sağladığı imkan ve vasıtalarla bu şahsiyetlerin fikirleri, mücadeleleri ve şahsiyetlerini öğrendiler.>>>  kişilerdir.

İslam aleminde alim ve aydın münevver olarak bahsedilse bile işin aslını incelediğimiz zaman bu zevatın fikirleri ve mücedele yöntemleriyle asla islam birliği ümmet ittifakı sağlanamaz.  Zira bu zevatın fikirleri kitapları tercüme edilip Türkiyede yayyılmaya başlayınca önce islam camiasında tefrika ve sürtüşmeler başladı, inkar ve tefrika yayıldı.  1980 ihtilalinden sonra bu gibi reformist düşünceli zevatın kitapları ücretsiz olarak özellikle gençler arasında yayıldı ve iş bu günki hale geldi.  Şimdi bütün cemaatler ve guruplar içinde yeniden bölünmeler ayrışmalar halen daha devam etmekte, son olarak siyasi sahadaki cemiyetimizin perişan hali içler acısı olarak önümüze serilmiş bulunmaktadır.

En mahrem konuları bile basının önünde tartışmaya girişmiş bir topluluğun haline bakıp, "Allah yolunda kenetlenmiş bir bina ..." gibi olup cihad etmesi ayeti ve diğer birlik ve ictimayı beyan eden nasslar nerde kaldı.... demekten kendimizi alamıyoruz....

Yukarda bahsedilen zevatın herbirini özel incelemeye alırsak yaptıkları güya faideli gibi görülen çalışmaları mutlaka ehli sünnetin asırlarca tatbikinden bir yönde ayrılmatı değişik mecralara sürüklenmeyi ihtiva ettiğini görürüz. Ekserisi harici ve vehhabi/selefi akımların etkisindeki bu zevat ve takipçilerinin, milli görüş dediğimiz islamın cihan şumul davasını temsili asla mümkün olamaz. Zira asırlardır islamın bayraktarlığını yapan ecaddımız ve diğer islam padişahları/sultanlar ve halifeler mutlaka bir Allah dostuna tabi olup ondan manevi destek almakla büyük başarılara imza atmışlardı. Şu bahsedilen zevatın hangisi tasavvufu ve Allah dostlarını tam olarak kabul eder???? Hepsinde değişik manevi mikroplar gizlidir, ilim ve maneviyat ehli bunu anlar....

Netice olarak siyasi sahada başarılı olmak için demokrat kafayla -daha fazla oy- hedefiyle islama hizmetin yanlış olduğunu anlamamız, az da olsak ALlahın izniyle galib olacağımızı bilerek ehli sünnetten taviz vermemeiz lazım geldiğini anladığımızda inşaallah muvaffak olacağız, ilahi yardıma nail olup islamın yücelmesine vesile olacağız..... Yardım ancak Allah tandır....

Allah dostlarını vesile ederek yardımı celb etmek lazım.... vesselam....

 

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.