21 Ağustos 2008 tarihli bazı basında çıkan haber:
İstihbarat
servisi Mossad'ın eski şefi Ahmedinecad'ın dünyayı İran'a karşı birleştirmeyi
başardığını söyleyerek "İran lideri İsrail'e verilmiş bir hediyedir"
dedi..
İsrail istihbarat servisi (Mossad), ilginç bir açıklamada
bulunarak kendilerini her fırsatta yok etmekle tehdit eden İran liderine
teşekkür etti. Mossad'ın eski Başkanı Efraim Halevi, İran Cumhurbaşkanı Mahmud
Ahmedinecad'ın İsrail'in karşılaştığı en iyi başkan olduğunu söyledi.
Arap televizyon kanalı El Hurra'ya konuşan Halevi, "Söylediği her şey bugünkü İran'ın dünyanın birlikte yaşamak istemeyeceği bir İran olduğunu ortaya koyuyor. Ahmedinecad'ın dünyayı İran'a karşı birleştirdiğini öne süren eski Mossad şefi şöyle devam etti: Tahran yönetimine Ahmedinecad gibi birini yerleştirecek kadar iyi bir işi Mossad olarak biz başaramazdık. O bize bugüne kadar verilmiş en büyük hediyedir. Hep bizim çıkarlarımıza hizmet ediyor." İran lideri Ahmedinecad, bugüne kadar birçok konuşmasında İsrail'in haritadan silinmesi gerektiğini dile getirmiş, Filistin sorununun da ancak böyle sona ereceğini söylemişti.
Yorum:
Bu hadise son bir kaç yüzyıldır maalesef böyle cereyan etmektedir, müslümanların ekseri işleri küfre yaramaktadır. Ehli küfür hangi isimde olursa olsun "Küfür bir millettir" hadisi şerifince, islama karşı bütün olayları kullanarak kendi lehine çevirmeyi beceriyor, neden?
Zira islamı ve müslümanları koruyacak ve savunacak bir şemsiye, bir imam-halife yok, islam birliği yok. İslam birliği görüşünü ortaya atan muhterem Hoca'yı da alaya alıp yanlış tanıtmayı becerdiler ve sonunda mahkum edip yine kendileri affettirdiler. Bütün bu oyunların karşısında başarılı olmak için evvela islamı iyi anlamış ve yaşayan bir Allah dostu bulup irademizi ona teslim etmek gerekir. Yani Allah dostunun yönlerdirmesine göre hizmetleri yapmalıyız, aksi takdirde bizi kullanırlar, kendi düzenlerine alet ederler. Nitekim ortalıktaki cemaatleri bir incelersek, ortaya çok vahim bir taplo çıkar. Bütün hedefleri resmi kadro ve makam olan, diploma ve ücret avına çıkmış kimseler, islam adına ne yapabilir ki? Onlara parayı ve düdüğü öttür. Bu işlerin sonu felakete gidiyor, öyleki artık islam kendi nefsi hevalarına göre yorumlanıyor. Bu işleri de dış güçler bilerek destekliyor veılımlı islam adı altında reklamını yapıyor. İşte bunlarla mücadele için evvela ehli sünnet üzere ilim amel ihlas kazanmalı ve sonra bu donanımla birlikte hizmet etmeli, taviz vermemelidir.
Yahudi mossad'ın açıklaması, çok yönlüdür, ilk bakışta dediği gibi anlaşılıyor, yani sivri çıkışlarla İran kendine düşman kazanmakta ve kafirleri ürkütmek tedir. Böylece eskiden olduğu gibi haçlı seferi hazırlığına yataklık yapmış olur, belki farkındadır belki değil, ama ehli küfür bunu böyle kollanıyor. ikinci bir yönü, eğer yahudinin dediği tutmazsa, en azından müslümanların kafası karışır, çamur atta izi kalsın. Düşman oluşturmakta kullandıkları taktiklerin den biri de böyledir. Liderine sahip çıkılmamasını temin ederler. Aynen Erbakan Hoca'ya yaptıkları gibi. Tam hedefe kilitlenmilken, içerden bazılarını fitnelendirerek, bununla bu iş olmaz, düşman kazanıyor, dik gidiyor gibi laflarla ılımlı olmak gerek, uyumlu olmak gerek gibi fikirlerle bazılarını elde edip istedikleri gibi kullandılar.
bir diğer yönü, yahudi demek istiyor ki, herkese müdahale ediyorum, kimisini direk kimisini dolaylı olarak hedefim için kullanıyorum, iyi anlayın, kafa kaldırmayın, demek istiyor. Saddam'ı takrih edip savaşa sokanlar, sonra onun tepesine binip kurtarıcı rolünü oynadılar. Şimdi İranı islam aleminin lideri gibi gösterip kendilerine taraftar toplayacaklar. 11 Eylül olaylarını tertiplediklerinde ilk anda ne olduğunu çok kimselere anlamadı. Hemen kendi hedeflerini uygulamaya geçtiler. Osmanlıyı savaşa sokan Almanlar, Rusya'yı bombalarken bize mi sordu? İstemeyerek savaşa girdik. Şimdi itidalli olmalı ve düşmanı kendi silahı ile vurmalıdır. Ama İrandan bunu beklemek zor, zira şia karakterli bir milletin sonunda itidalden çıkması muhtemeldir. İranın yapacağı şey, d8 gibi organizeleri işler hale getirip küfür karşısında kuvvetli bir birlik sağlamaktır. Birlikten rahmet doğar kaidesine göre zaten düşmanlar, islam birliği karşısında korkuya düşerler ve aralarında ihtilaf çıkar.
Lübnandaki gurupların ittifakı için yapılan toplantılar durakladı, niçin şia ve selefiyye görüşlü guruplar birbirine o kadar zıt olduğu halde vahdet anlaşması diye birleşmeye çalıştırılıyor, bu mümkün değil. Ancak siyasi askeri sahada bir ittifak olabilir. Zira her iki tarafın da islamı anlayışı bid'atler üzerine kurulmuş, sünnetten sapmışlardır. Zoraki bir anlaşma fazla etkili olmaz. Bütün bunları inceleyince islam aleminde bir lider ülke boşluğunun doldurulması meselesi akla geliyor. Bu lider, ehli sünnet olmasın da ne olursa olsun diyen ehli küfür siyonist mihraklar, el altından bu gibi olayları kullanıyorlar. Ara-sıra da açıklama yaparak, hem kendi etkilerini göstermek, hem de müslümanların kafasını karıştırmak istiyorlar.
ALlahu tealadan ümit kesilmes, islam güneşin girdiği her yere hakim olacaktır. Bu müjdelere nail olmak dileğiyle. Selamlar.
| < Önceki | Sonraki > |
|---|













